Türkçe English

Babanın çocuk açısından önemi...

Babanın çocuk gelişimine etkisi nedir?

Bebek ile baba ilişkileri konusundaki kısıtlı sayıda çalışmaya göre, bebekler yaşamlarının ilk yıl ortalarında anne babadan her ikisiyle de bağlılık kurarlar; bu, bebeğe özellikle annenin baktığı ve babanın bebekle daha az beraber olabildiği durumlar için bile söz konusudur (Ekşi’den alıntı, 1999).

Babasız erkek bebekler gelişim testinde daha düşük puan almış, daha az sosyal tepkide bulunmuşlardır. Başka bir araştırmada baba yokluğunun çocukların davranışını doğrudan doğruya etkilemekle kalmayıp annenin çocuklarına aşırı düşkün veya aşırı koruyucu hale gelmesiyle de etkilediğini göstermiştir. Yine bu etki erkek çocuklarında daha belirgin bulunmuştur (Ekşi’den alıntı, 1999: Wolking ve Rutter, 1985).

Baba ile yakın ilişki içinde olan çocukların psikolojik olarak daha uyumlu olduğu, benlik saygılarının daha yüksek olduğu, okulda daha iyi bir işlevsellik gösterdiği, daha az antisosyal davranışlar sergiledikleri ve ikili ilişkilerde daha başarılı oldukları ortaya konmuştur (Fluori ve Buchanan, 2003). Öte yandan, çocuklarının anneleriyle daha iyi ilişki kuran babaların çocuklarıyla da daha yakın ilişki içinde olabildikleri gözlenmiştir (Cox ve ark., 1989).

Babanın evli ya da boşanmış olmasının baba-çocuk bağlanmasını değiştirmediğini belirten yayınlar da mevcuttur (Isabella ve Belsky, 1985). Erken çocukluk döneminde babanın olumlu varlığının çocuğun ergenlik dönemini de olumlu yönde etkilediğine dair çalışmalar vardır. Baba varlığı, çocuğun ergenlik dönemindeki entelektüel gelişimi, sosyal girişimciliği, kendini kontrol etme ve empati becerilerini arttırmaktadır (Fagan ve Iglesias, 1999).

Yakın zamanda, psikiyatri kliniğinde değerlendirilen 1-3 yaş çocuklarla Karabekiroğlu ve ark. (2006) tarafından yapılan bir araştırmaya göre, babalarında görüşme sırasında depresyon olan çocuklardan sadece erkeklerin dışa yönelim puanları (sinirlilik, dürtü kontröl sorunları, vb.) anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur.

Babalardaki depresyon erkek çocuklarında dışa yönelim sorun düzeyleri ile paralellik gösterirken, içe yönelim puanları (içe dönüklük, korkular, vb.) ile ters orantılıdır. Depresyon vejetatif sorunlara (ör, uyku ve iştah bozuklukları, yorgunluk, enerji kaybı), bilişsel bozukluklara (ör, konsantrasyon kaybı, bellek ve algı sorunları) ve psikolojik ve duygusal belirtilere (ör, suçluluk duygusu, özgüvende düşüş, intihar fikirleri, sinirlilik, ilgi kaybı ve sosyal içe dönüklük) neden olabildiğinden, babaların depresyonda olması çocukları ile daha az ilişki içinde olmalarına, “kabûl etme”, “koruma”, “temin etme” ve “eğitim ve bakım” gibi rollerini yeterince yapamamalarına yol açabilir.

Anne depresyonu ile çocuktaki psikopatoloji ilişkisinde, babaların ortamda yeterince varlığı ya da yokluğunun, koruyucu ya da risk faktörü olarak, düzenleyici bir rolü olabilmektedir (Goodman ve Gotlib, 1999).

Baba annenin geçici sürelerle yerini tutan ikincil bir bakım verici değildir. Babasıyla kurduğu sağlıklı bir ilişki çocuğa özel anlamları ve işlevleri olan pek çok alan sunar. Yapılan çalışmaların önemli bir kısmı biyolojik babalarla yapılmıştır. Ancak çocuk açısından daha anlamlı olan duygusal babalıktır. Erkeklerin çocuklarla etkileşim biçimlerinin birbirlerine oldukça benzer olduğu, bu benzerliğin kadınlarda daha az olduğu bildirilmiştir (Pruett, 1997). Çalışmalar babaların kendine özgü bir etkileşim, oyun oynama, güven sağlama ve koruyuculuk davranışları olduğunu göstermiştir (Pruett, 1997). Çocuğun okul başarısı, soysal uyumu ve genel sağlık düzeyi de babanın varlığı ve olumlu etkisiyle yükselmektedir.

Aynı zamanda babaların çocukları tutuşları, oyun oynama yöntemleri, konuşmaları, bebek bakım biçimleri annelerden farklılık göstermektedir.

Annelerde görüldüğü gibi, babalarda da bir “erkek”, bir “eş” oluştan bir “baba” oluşa geçiş bir anda gerçekleşmez. Gebelik sürecinin psikolojik ve fizyolojik değişiklikleri anneleri ebeveynliğe doğal olarak daha erkenden hazırlamaya başlasa da, erkekler de aşama aşama babalık rolünü üstlenmeye ve içselleştirmeye başlarlar. Pek çok kültürde babalar da hamilelik sürecinde anne adayına benzer belirtiler gösterebilir, kilo alabilir, ağrılar hissedebilirler. Meksika’nın Yukatan yarım adasında, “bir kadının hamile olduğu eşinin karbohidratlardan zengin besinlere aşermesi ile anlaşılır” şeklinde yaygın bir inanış vardır.

Babaların önemli bir bölümü de gebeliğin ilk dönemlerinden itibaren çocuğun sağlığı ve geleceği ile ilgili endişeler duyarlar, rüyalar görürler, beklentiler geliştirirler. Babanın doğuma eşlik etmesi paha biçilmez bir deneyimdir. Bu olaya tanıklık etmek babanın bebeğe bağlanmasını ve aralarında eşsiz bir ilişki oluşmasını kolaylaştırır. Doğumu seyreden babaların çocuklarının mizaç özelliklerini ve 3-6 aylık oldukları dönemdeki kişilik özelliklerini daha doğru bir şekilde tanımlayabildikleri bildirilmiştir. Babaların 2/3’ünün doğum sonrası erken dönemde, keyifsizlik, isteksizlik vb. belirtilerin olduğu babalık hüznü (blues) tarifledikleri görülmüştür. Bu belirtilerin tedavisinde babanın bebekle daha fazla temas etmesi, zaman geçirmesinin en etkin yöntem olduğu belirtilmiştir.

Francis Grossman “kapıyı tutma” (gatekeeping) diye söylenen bir fenomen tanımlamıştır. Bu sık görülen fenomene göre anneler, babanın bebekle kendine özgü bir etkileşim ve ilişki biçimi kurmasına değil, bebekle bir takım etkinlikleri gerçekleştirmesi için babalara ‘izin verirler’.

Bebekle daha yakından ve erken dönemde daha kolay bir ilişki kurabilmeleri için babalara şu tavsiyelerde bulunulabilir:

  • Gebelik dönemi boyunca doktor kontrollerine eşinizle birlikte katılın.

  • Eşinizle birlikte sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmek için birlikte hareket edin. Örneğin sigarayı bırakın, sağlıklı beslenin ve egzersiz yapın.

  • Ebeveynlik becerileri ile ilgili kitaplar okuyun, eğitim seminerlerine katılın.

  • Yeni ev düzeni ile ilgili planları eşinizle birlikte yapın. Alınacak bebek eşyalarını birlikte planlayın.

  • Sadece eşinizle geçireceğiniz özel zamanlar yaratmaya özen gösterin.

    Türkiye’deki babalar hakkında neler söylenebilir?

    Türkiye’de bebek bakımına babaların katılımına dair yapılmış çok az araştırma vardır Evans (1997). Türkiye’de babanın bebek bakımına katılımı ile ilgili olarak son yıllarda birkaç araştırma yapılmıştır; bu araştırmalar daha çok erken çocukluk dönemi çocukların babalarına odaklanmıştır (Arı-Güleç, 1998; Evans, 1997). Öte yandan, babaların çocuk gelişimindeki önemi ve

    Türkiye’de babaların ulaşabileceği desteğin yetersizliği göz önünde bulundurularak Anne Çocuk Eğitim Vakfı, 1996’da Baba Destek Programı’nı bir pilot araştırma olarak başlatmıştır. Programın amacı babalarda hem çocuk bakımında babanın önemi konusunda bilinç yaratmak, hem de onları çocuk gelişimi hakkında bilgilendirmek ve destek sağlamaktır. Türkiye’de alt sosyo-ekonomik çevrelerden gelen babaların katılım örüntülerini incelemiştir.

    Araştırma babaların babalık rollerine dair tutumlarını, çocuk bakımına dair aile içindeki iş dağılımını ve babalık rollerinin belli bazı unsurlarını nasıl algıladıklarını ele almıştır. Bu araştırmanın bulgularını tamamlar nitelikteki bir diğer araştırma, çocukla meşgul olma ve çocuk bakımına dair sorumlulukların paylaşımı açısından üst ve orta sosyo-ekonomik çevrelerden gelen okulöncesi çağ çocukların babaları arasında baba katılımı örüntülerini incelemiştir (Öğüt, 1998).

    Bu araştırma ayrıca çocuğun cinsiyeti ve yaşı ile, annenin çalışıp çalışmıyor olmasının baba katılımı üstündeki etkilerini araştırmıştır. Her iki araştırmanın bulguları, çocukların fiziksel bakımından temel olarak annelerin sorumlu sayıldığını, babaların ise kendileri hakkında en önemli gördükleri rolün maddi gelir sağlama olduğunu ortaya koymuştur (Evans, 1997; Öğüt, 1998).

    Bu araştırmaya paralel olarak Evans (1997) da elverişsiz sosyo-ekonomik çevrelerden oluşan örnekleminde her iki ebeveynin toplumsal ve ahlâki değerleri öğretmede eşit derecede sorumlu olduğu gözlemlemiştir.

    Üst sosyo-ekonomik çevrelerden gelen babaların ve erkek çocuğu olan babaların temel bakım konusunda daha fazla sorumluluk üstlendiği gözlenmiştir. Erkek çocuğu olan babaların bilgisayar oyunları gibi daha zihinsel oyunları tercih ettiği, çocuklara yönelik olmayan faaliyetlere çocuğun katılmasına izin verdiği ve çocuğun yıkanmasına daha sık yardım ettiği bulunmuştur. Öte yandan, kız çocuğu olan babaların çocuklarıyla çok daha sık sözlü etkileşim faaliyetlerinde bulundukları ve birlikte sanatsal faaliyetler yaptıkları belirtilmiştir.

    Araştırma ayrıca okulöncesi çağı küçük çocukların babalarının çocuklarıyla düzenli sohbet etmek ve özellikle de “yerde yuvarlanarak oynamak” gibi oyunlarla daha sık iletişim kurduklarını ortaya koymuştur. Türkiye’de gerçekleştirilen bir diğer araştırma (Arı-Güleç, 1998), baba katılımı ve annelik rolünden duyulan memnuniyet göz önünde bulundurulduğunda, ev dışında çalışan ve çalışmayan anneler arasında anne katılımına dair önemli bir farkın belirip belirmeyeceğini bulmayı amaçlamıştır. Ev dışında çalışmayan annelerin, çalışan annelere oranla çocuklarının bakım ve eğlence faaliyetleriyle önemli derecede daha fazla ilgilendiği görülmüştür. Bunun yanı sıra, baba katılımının annenin çalışıp çalışmamasıyla ilintili olmadığı belirtilmiştir.


    Babalıkla ilgili soru örnekleri

    Üvey babanın rolü nedir?

    Soru: Sekiz aylık evliyim. Kızım yedi yaşında ve üvey babasını istemiyor. Üvey babanın çocuğa kendisini kabul ettirmesi için nasıl davranması gerekir? Üvey babanın rolü nedir? İkinci evliliğimin bitmesini istemiyorum, nasıl davranmalıyım?

    Yanıt: "Üvey baba" veya "öz baba", ne olursa olsun bir “babanın” varlığı hayatı olumlu olarak etkileyebilir. Bunun kriterlerini söylemek zor belki ama; öncelikle "babanın" da bu ilişkiyi istemesi önemli. En önemli koruyucu faktörlerden belki de birincisi, annenin davranışlarında gizli olabilir. Yani, anne bilerek veya farkında olmaksızın babaya "babalık" yapma konusunda yardımcı olabilirse babanın işi de kolaylaşacaktır. Annenin onu "desteklemesi", "yardımcı olması", "zorlayıcı olmaması", "engel çıkarmaması", "kendi çocuğu ile bir olup, babaya karşı saf tutmamaya dikkat etmesi" çok önemli. Üvey babalıkta en önemli noktalardan biri "saygı" çerçevesini iyi kurmak. Yani üvey babaya "abi" diye hitap edilmemeli, ya da baba kızına "fazlaca şakacı, sınırları gözetmeksizin yakın" olamamaya özen göstermeli. Bunların üzerine, gerisi zaten zamanla, belli bir güven oluştuktan sonra şekillenecektir. Acele etmek belli bir doğallığı zedeleyebilir ve bu ilişkiden herkesin karşılıklı olarak alabileceği zevki azaltabilir.

    Babasından bir yıl ayrılması oğlumu nasıl etkiler?

    Soru: Oğlumuz henüz 19 aylık. Şu sıralar yeni yeni “baba” demeye başladı ve babasıyla çok keyifli vakit geçiriyor. O işteyken resimlerini bana gösterip öpücükler veriyor. Bunları size anlatmamın nedeni, ayrı şehirlerde yaşama kararımızın oğlumu nasıl etkileyebileceğini merak etmem. Boşanma gibi bir durum değil bahsettiğim. İş hayatıyla ilgili olarak, ayrılmamız gerekiyor. Anneanne ve dedeyle yaşayacağız. Bu, 1 yıl sürecek. Acaba doğru bir karar mı? Bir sene daha ertelememiz daha mı doğru olur? Oğlumuzun psikolojisi bu durumda ne olur?

    Yanıt: Ayrılık tabii ki zor, keşke olmasa. Ancak, ülkemizde askerlik, mecburi hizmet gibi nedenlerle özellikle doktorlar çocuklarından, ailelerinden ayrı kalmak zorunda oluyorlar. Hiç olmazsa ilk 1,5 sene içinde babası ile birlikte olması, temel güvenin oluşmasının beklendiği yıllarda, annesinin yanında, babasının da var olması koruyucu olmuş. Babası ile tanışmış. Tabii ki bu dönemde ayrı kalacak olması onun ve sizin için önemli bir stres etkeni. Ancak bu stres etkeninin onun için en düşük düzeyde sıkıntıya sebep olması için bir takım noktalara dikkat etmek iyi olacaktır. Örneğin, bu bir yıllık ayrılık döneminde sık sık bir araya gelinebilir. Bir-iki gün dahi olsa, ayda bir-iki kez dahi olsa babasını görmesi sıkıntıyı hafifletici olacaktır. Öte yandan anneanne ve dedenin varlığı koruyucu olabilir. Özellikle dedesinin onunla daha aktif zaman geçirmesi iyi olacaktır. Benim bilgilerim ve gözlemlerime göre, erkek çocuklarında babanın varlığı özellikle 3-5 yaş arasında ve ergenlik dönemlerinde daha kritik bir önem taşıyor. Bu nedenle bu dönemi ertelemektense daha erkenden atlatmak daha iyi de olabilir. Öte yandan belki de en önemli unsurlardan birisi de, ayrılık sürecine sizin verdiğiniz tepkiler. Sizin olumsuz etkilenmeniz de ona doğrudan yansıyacağından, sizin keyfinizin ve sağlığınızın yerinde olması çok koruyucu olacaktır. Sayılı günler çabuk geçer.

    Eşime nasıl davranmalıyım?

    Soru: Benim sorunum eşimle. Ama belki de aslında benimdir sorunlu olan. 1,5 yıllk evliyim ve 7,5 aylık kızım var. Eşim çok agresif, en küçük şeyleri büyütüp sorun yaratıyor. Çok çabuk sinirleniyor. Evliliğimizin ilk zamanlarında çok problemlerimiz oldu. Sinirlendiği her anda eşyalardan alırdı hırsını ya da kendine zarar verirdi, duvarlara vurarak. Bazen korktuğumdan sesimi çıkaramazdım, sadece ağlardım. Sakinleşince “niye bu şekilde davrandığını” sorduğumda, “sana zarar vermek istemiyorum” derdi. Şimdi bir yerlere vurma huyu geçti, ama bu kez bana saldırıyor. Ya üstüme yürüyor ya da itiyor. Bir kerede tokat attı. Bu olaylar yaşanırken çocuk bağırışlarımıza çok ağlıyor, çok korkuyor. Bu çocuğu böyle büyütmek istemediğimden en son kavgamızdan sonra ayrılmak istediğimi söyledim. Ama kabul etmedi. Sonra uzun uzun konuştuk. Şimdi şiddet olmasa da artık, yine kıskançlık ve sinirlendiğinde bağırma huyları devam ediyor. Sinirlendiğimde ben de tepki gösteriyorum ve maalesef olaylar büyüyor. Bu kavgaların dışında aslında bana yardımcı, sevecen birisidir. Kavgalardan sonra pişman olup özür dilemesini bilen biridir. Beni mutlu ettiği anlar da oluyor. Sevgisinden de eminim, ama kavga anlarında ona nasıl davranmalıyım, yaklaşmalıyım bilmiyorum. Neler yapmalıyım? Yardımcı olursanız sevinirim...

    Yanıt: Ben iki noktayı vurgulayayım: (1) Tüm bu atmosfer sizin de moralinizi ve düzeninizi bozuyor. Bu durum hoş değil. (2) İkili ilişkilerde bir şeylerin yolunda gitmemesi, ilişkilerin genel anlamda kötü gitmesi bir çok nedene bağlı olabiliyor. Bu nedenlerden belki de en önceliklisi kişilerin bireysel psikolojik, psikiyatrik yapıları, deneyimleri. Öte yandan, bu ikilinin nasıl olup da birbirleri ile birlikte oldukları, birbirlerini eş olarak seçtikleri, bu ilişkinin başlamasının hikâyesi çok da anlam kazanıyor. Yani birbirlerinde tamamladıkları, birbirlerinde karşılık geldikleri, belki onardıkları özellikleri neler? Bunların ortaya konması ve ilişkinin daha yapıcı ve onarıcı yönlerinin ortaya çıkarılması ve genel bir uyum sürecinin yakalanması zaman ve çaba gerektiriyor. Öncelikle siz neler yapabildiğinizi bir görün. Gerekirse ikili olarak bir üçüncü "uzmanın" görüşlerini alın. Yapacak çok şey var. Bir yerlerden başlamak lazım. Unutulmaması gereken birkaç nokta da (1) karşınızdaki kişi sizin idealinizdeki değil ve asla olmayacak. Onu tanıyın, onu değiştirmekten daha kolayı ideallerinizi ona göre yeniden gözden geçirmek. (2) ona güvenmek, güvendiğinizi belli etmek, eğer güvenmiyorsanız, ilk olarak güven arttırıcı önlemler almak, yani daha çok konuşmak, zaman ayırmak, anlamak için kafa yormak, yorum yapmadan dinlemek (3) İlk önce “acaba ben neye kızdım, neden tepki verdim?” diye düşünün. Değişmenize gerek yok sadece düşünün. kafa yorun. Bir şeyler her zaman değişir. Değişmeyen tek şey belki de değişimin kendisidir.

    Babası kanser…

    Soru: Yeğenim 5 yaşında ve yaşının gerektirdiği her şeyi yapabilen akıllı bir çocuk. Bir yıl önce babası akciğer kanseri oldu. Tedavi için başka bir şehre tayin oldular. Babasının hastalığı annesini ve yeğenimi çok etkiledi. Babası zaten asabi ve kendi dediğinin çocuğuna zorla kabul ettiren biriydi, hastalık sonrasında çocuğa şiddet de eklendi. Yeğenim evde çok huysuz. Anaokuluna gitti. Annesi öğretmenlerinin onu sevmediğini neden göstererek okuldan aldı. Anneden hiç ayrılmak istemiyor. Annesiyle olduğu ve babasının dışarıda olduğu zamanlar huzurlu. Şimdilerde, evleri soğuk olmasına rağmen çırılçıplak soyunup yatağa uyumaya gidiyormuş. Durumdan endişeleniyoruz. Anlattıklarım ışığında yol gösterin lütfen. Psikologa gitmeli mi? Anne nasıl davranmalı?

    Yanıt: Özellikle babasının ciddi hastalığı, iki kez taşınma, babanın sert davranışları hepsi çocuk için stres nedenleri. Öncelikle bunlar ve bunlar gibi ek stres nedenlerini belirlemek (örneğin annenin de depresif hissetmesi, çocukta dikkat sorunları vs), mümkün olduğunca sosyal desteklerle (akraba, komşu, arkadaş, bakıcı, öğretmen, psikolog vs.) stres etmenlerini azaltmak ve olası diğer nedenleri daha ortaya çıkmadan tedbir almak (yani anneye destek olmak ve onu güçlendirmek gibi). Bunla ilk adımlar, tabii gerekirse tıbbi, (ilaç vs), psikolojik (terapi, aile tedavileri) yardımları alabilirsiniz.

    Eşimi baba olmaya nasıl ikna etmeliyim?

    Soru: Ben 24 yaşındayım, eşim 26 yaşında. Ben inanılmaz derecede çocuk istiyorum, eşim çok istekli değil. Benim fiziksel değişimimden ve çocuğu ona baba dediğinde bunalıma girmekten korkuyor. Sanki baba olunca yaşlanacağını düşünüyor. Benim kilolarımla çok ilgilenir. Çocuk sahibi olursam hep “şişko” kalacağımı düşünüyor. Sonradan pişman olmak da istemiyorum. Onu baba olmaya nasıl ikna etmeliyim?

    Yanıt: Gerçekten bazen insanlar anne ya da baba olmaya henüz hazır hissetmeyebilirler. Öncelikle bunun belli sebepleri olabilir. Örneğin, gelecek planlarının net olmaması (şehir değiştirme ihtimali, iş değiştirme ihtimali vs.); parasal zorluklar ve çocuğun getireceği ek yük ve sorumluluğun yarattığı kaygı; eşler arasında çocuk ile ilgili beklenti farklılıkları (roller, idealler, riskler vs.); kişisel kaygılar (kendi annebabaları ile yaşanan, çözümlenmemiş çatışmalar); evde kazanılmış rolün kaybı (dikkat ve ilginin çocuğa kayması vs.); ve daha sayılabilecek pek çok olasılık bulunabilir. Öncelikle aşama aşama bu olasılıkları birlikte gözden geçirin. Birbirinize ve kendinize zaman tanıyın. Uygun zaman ve şartlarda (ki hiç bir zaman mükemmel şart olmayacak) kararınızı net verin. Yaşınız henüz uygun.

    Kızım babasına yakınlık göstermiyor.

    Soru: Eşimin işi nedeniyle çalışma saatleri çok düzensiz. Bazen kızımla haftada toplam 2-3 saat görüşebiliyorlar. Ben kendim de çalışıyorum. Kızımın benimle arası iyi, ama babasıyla neden bilmiyorum, sürekli itişme içindeler. İkisini de idare etmekten yoruldum. Kızım babasını sürekli “ağzın kokuyor”, “ayağın kokuyor”, “sakalın batıyor” diye uzaklaştırıyor. Babası bu duruma üzülüyor. İşten geldiğinde “babacım, seni özledim” demiyor. Bu konuda benim yapmam veya eşimin yapması gereken nedir?

    Yanıt: Öncelikle kızınızın kaç yaşında olduğunu merak ettim. Sanırım henüz okul çağında değil, 3-6 yaş arası olduğunu tahmin ettim sözlerinizden. Neden böyle bir tavır içine girdiği konusunda bir kaç spekülasyon yapabilirim. 3-6 yaş arası psikodinamik gelişim süreçlerinden “ödipal dönem” denen dönem ve kız çocukları babalarıyla, erkek çocuklar da anneleriyle çok yakınlaşmaya meyillidir. Yani, örneğin kız çocuğu babasını annesinden kıskanır, ilgi görmezse kızar. Sık görüşemediklerini ve bu sevgi ilişkisini yeterince paylaşamadıklarını düşünürsek, sanki eşi kendini ihmal eden bir bayan gibi babasına öfke davranışları gösterebilir. Bütün bu spekülasyonlardan hareketle, babasının kızınızla daha çok vakit geçirmesi iyi olacaktır. Bu ilişki içinde zamanla yeterli ilgi ve sevgiyi alabildikçe sizinle iletişimi değişebilir, yani sıkıntısını bazen sizden çıkarabilir, bir tür kıskançlık gösterebilir.


    KAYNAKLAR

    Amato PR, Rivera F (1999). Baba katılımı ve çocuklarda davranış problemleri (Paternal involvement and children’s behaviour problems). Journal of Marriage and the Family, 61, 375-384.

    Arı-Güleç N. (1998). Annelik rolünden duyulan memnuniyetin, baba katılımının ve annenin çalışma durumunun anne katılımı üstündeki etkileri (The effect of maternal role satisfaction, father involvement and maternal working status on maternal involvement). Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Boğaziçi Üniversitesi.

    Atkinson AM (1991). Babaların günlük bakıma katılımı (Fathers’ participation in day care). Early Child Development and Care, 66, 115-126.

    Atmaca-Koçak A (2004). Baba Destekleme Programı Değerlendirme Raporu. Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) Yayınları.

    Barrows P (2004). Fathers and Families: Locating the Ghost in the Nursery. Infant Mental Health Journal, 25(5), 408–423

    Baruch GK, Barnett RC (1987). Babanın aile işlerine katılımını belirleyen unsurlar (Determinants of fathers’ participation in family work). Journal of Marriage and the Family, 49, 29-40.

    Brayfield A (1995). Bir elde iş, diğer elde çocuklar: Çalışma saatlerinin babaların çocuklarıyla ilgilenmeleri üstündeki etkisi (Juggling jobs and kids: The impact of employment schedules on fathers’ caring for children). Journal of Marriage and the Family, 57, 321-332.

    Cabrera NJ, Tamis-LeMonda CS, Bradley RH, Hofferth S, Lamb ME (2000). Yirmi birinci yüzyılda babalık (Fatherhood in the twenty-first century). Child Development, 71, 127-136.

    Coltrane S (1995). Babalığın geleceği: Erkeklerin ev ortamında katılımını etkileyen sosyal, demografik ve ekonomik unsurlar (The future of fatherhood: Social, demographic and economic influences on men’s family involvement). W. Marsiglio (Der.), Babalık: Çağdaş teoriler, araştırmalar ve toplumsal politikalar (Fatherhood: Contemporary theory, research and social policy), içinde (s. 255-274). Thousand Oaks, California: Sage.

    Cox MJ, Owen MT, Lewis JM, Henderson VK (1989). Marriage, adult adjustment, and early parenting. Child Development, 60:1015-1024.

    Cox MJ, Owen MT, Henderson VK, Margand NA (1992). Bebek-baba ve bebek-anne bağlanmasının tahmin edilmesi (Prediction of infant-father and infant-mother attachment). Developmental Psychology, 28, 474-483.

    Crouter AC, Perry-Jenkins M, Huston TL, McHale SM (1987). Tek gelirli ve çift gelirli ailelerde baba katılımının altında yatan süreçler (Processes underlying father involvement in dual-earner and single-earner families). Developmental Psychology, 23, 431-440.

    Cummings EM, O’Reilly AW (1997). Aile ortamında babalar: Evliliğin kalitesinin çocuğun uyumu üstündeki etkileri (Fathers in family context: Effects of marital quality on child adjustment). M. E. Lamb (Der.). Babanın çocuk gelişimindeki rolü (The role of the father in child development) içinde (s. 49-66). New York: John Wiley and Sons.

    Daly KJ (1995). Babalığı yeniden şekillendirmek (Reshaping fatherhood). W. Marsiglio (Der.), Babalık: Çağdaş teoriler, araştırmalar ve toplumsal politikalar (Fatherhood: Contemporary theory, research and social policy), içinde (s. 21-41). Thousand Oaks, California: Sage.

    DeKlyen M, Speltz ML, Greenberg MT (1998). Fathering and early onset conduct problems: Positive and negative parenting, father-son attachment, and the marital context. Clinic Child and Family Psychology Review, 1:3-21.

    Ekşi A (1999). Ben Hasta Değilim. Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarının Psikososyal Yönü. Nobel Kitabevi, Ankara.

    Erdoğan A (2004) Çocuğun Psikososyal Gelişimde Babanın Rolü. Yeni Symposium, 42:147-153.

    Evans C (1997). Türkiyeli babaların babalık rollerine yönelik tutum ve katılımları: Düşük sosyo-ekonomik ortamdan bir örneklem (Turkish fathers’ attitudes to and involvement in their fathering role: a low socio-economic sample). Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Boğaziçi Üniversitesi.

    Fagan J, Iglesias A (1999). Father involvement program effects on fathers, father figures and their Head Start children: A quasi-experimental study. Early Childhood Research Quarterly, 14:243-269.

    Feldman R (2000). Parents’ Convergence on Sharing and Marital Satisfaction, Father Involvement, and Parent-Child Relationship at the Transition to Parenthood. Infant Mental Health Journal, 21(3), 176–191

    Fişek G (1982). Psikopatoloji ve Türk ailesi: Aile sistemleri teorisiyle bir analiz (Psychopathology and the Turkish family: A family systems theory analysis. Ç. Kağıtçıbaşı (Der.), Türkiye’de cinsiyet rolleri, aile ve toplum (Sex roles, family and community in Turkey içinde (s. 295-321). Indiana: Indiana Üniversitesi Türkiye Çalışmaları 3.

    Fitzgerald HE, Mann T, Barratt M (1999). Fathers and Infants. Infant Mental Health Journal, 20(3), 213–221

    Flouri E, Buchanan A (2003). The role of father involvement in children’s later mental health. Journal of Adolescence, 26:63-78

    Goodman SH, Gotlib IH (1999). Risk for psychopathology in the children of depressed mothers: a developmental model for understanding mechanisms of transmission. Psychological Review, 106:458-90.

    Isabella RA, Belsky J (1985) Marital change during the transition to parenthood and security of infant-parent attachment. Journal of Family Issues, 6:505-522.

    Kağıtçıbaşı Ç (1991). Türkiye’de Erken Destek Araştırma Projesi (The Early Enrichment Project in Turkey), UNESCO-UNICEF-WFP Notlar ve yorumlar (No: 193) (Paris, UNESCO).

    Kağıtçıbaşı Ç (1992). Ebeveynlik ve çocuk gelişimi üstüne kültürel perspektiflerden araştırmalar (Research on Parenting and Child Development across Cultural Perspectives), M. Rosenzweig, International Psychological Science içinde (Washington, DC, APA).

    Karabekiroğlu K, Rodopman-Arman A, Berkem M (2006). Psychiatric Problems of the Offspring is Related to Parental Depression According to Their Gender. International Conference on Mood Disorders, 30th March-1st April Istanbul, Turkey

    Karreman A, van Tujil C, van Aken MAG, Dekovic M (2006). Parenting and Self-Regulation in Preschoolers: A Meta-Analysis. Infant and Child Development, 15: 561–579

    Lamb ME (1977). Yaşamın ilk yılında baba-bebek ve anne-bebek etkileşimi (Father-infant and mother-infant interaction in the first year of life). Child Development, 48, 167-181.

    Lamb ME (1987). Babanın rolü: Kültürlerarası perspektifler (The father’s role: Cross-cultural perspectives). New Jersey: Lawrence Erlbaum.

    Lamb ME (1997). Babalar ve çocuk gelişimi (Fathers and child development). M. E. Lamb (Der.), Babanın Çocuk Gelişimindeki Rolü (The Role of the Father in Child Development) içinde (1-18). New York: John Wiley and Sons.

    Lynn DB (1974). Baba: Çocuk gelişimindeki rolü (The father: His role in child development). Monterey, California: Brooks/Cole.

    Öğüt, Ü. (1998). Üst ve orta sosyo-ekonomik statülü Türkiyeli babalardan bir örneklem dahilinde okulöncesi çağı çocukların yaş ve cinsiyeti ile annenin çalışma durumunun baba katılımına etkisi (Father involvement with respect to the age and gender of preschool children and the employment status of the mother in a sample of upper and middle socio-economic status Turkish fathers). Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Boğaziçi Üniversitesi.

    Pleck JH (1997). Baba katılımı: Düzey, kaynak ve sonuçları (Paternal involvement: Levels, sources, and consequences). M. E. Lamb (Der.), Babanın çocuk gelişimindeki rolü (The role of the father in child development) içinde (66-103). New York: John Wiley and Sons.

    Pruett KD (1997). How Men and Children Affect Each Other's Development. Zero to Three Journal, August/September (Vol. 18:1)

    Van Ijzendoorn MH, De Wolff MS (1997). Mevcut olmayan baba arayışında – bebek-baba bağlanmasının meta analizleri: Tartışmalara bir yanıt (In search of the absent father – meta-analyses of infant-father attachment: A rejoinder to our discussants). Child Development, 68, 604-609.

    Verschueren K, Marcoen A (1999). Anasınıfı çocuklarında benlik ve sosyal-duygusal yetkinliğin temsili: Anne ve babaya bağlanmanın ayrı ve bileşik etkileri (Representation of self and socio-emotional competence in kindergartners: Differential and combined effects of attachment to mother and to father). Child Development, 70, 183-201.

    Yalçınkaya A (1990). Türk ailelerinde karar alma süreci (Decision making in the Turkish family). Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Boğaziçi Üniversitesi.

    İNTERNET ADRESLERİ

  • http://www.fatherhood.hhs.gov/

  • http://www.citymatch.org/ProdServe/EMCH/MenInMCH/fatherhood2.pdf

  • http://www.nlffi.org/


    Dr. Koray Karabekiroğlu


  • En iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenir... Türkçe Anasayfa English Home Page
    Bu sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı Dr. Koray Karabekiroğlu'na ait olup; kendisinden Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre yazılı izin alınmadan söz konusu yazıların herhangi bir bölümü veya tamamı iktibas edilemez veya herhangi bir usul ile çoğaltılamaz. Kaynak göstermek ve bilimsel kurallara riayet edilmek kaydı ile alıntı yapılması mümkündür.

    Çocuk ve Hayat üzerine her şey için tıklayın

    Web sitesi: Koray Karabekiroglu