Türkçe English

Bebeğin ruh sağlığı açısından babanın önemi hakkında neler söylenebilir?

Bebek ile baba ilişkileri ve babanın ruhsal durumunun erken çocukluk döneminde, çocukta görülen sosyal ve duygusal sorunlarla ilişkisi oldukça ihmâl edilmiştir. Yakın zamana kadar yayınlanmış çocuk gelişimi ile ilgili gözden geçirme yazılarında, yazıların yarısından fazlasında sadece annelerin değerlendirildiği, diğerlerinde ise babalarla ilgili değerlendirme olsa bile genellikle sonuçlarının belirtilmediği ifade edilmektedir (Erdoğan, 2004). Bunun başlıca nedeni, çocuğun gelişimini etkileme konusunda babalardan çok annelerin önemli olduğu düşüncesidir. Bu “geleneksel ücra baba kavramı” konusunda iki teorisyen, Sigmund Freud ve John Bowlby özellikle öne çıkar. Freud bebek ile anne arasındaki ilişkinin, onun ilerideki kişiliğini ve sosyal ilişkilerini şekillendirmede büyük önem taşıdığına inanırdı. Babaların ise çocukluğun sonraki döneminde önemli olduğu düşünülürdü. Bağlanmanın önemini vurgulayan Bowlby, bebeğin bağlanmasındaki ilk ve en önemli unsurun anne olduğunu öne sürmüştür. Babalara ise sadece anneyi destekleyebilecekleri ikincil bir önem atfedilmişti.

Babanın çocuğun ruh sağlığı gelişimindeki rolünde, duygusal destek hissi, oyuna yönelik ve fiziksel uyarıcı etkisinin yanı sıra finansal katkısı vurgulanmıştır (DeKlyen ve ark., 1998). Babanın rolü kültürler arasında farklar gösterse de, genel olarak her kültürde ortak olarak “kabûl etme”, “koruma”, “temin etme” ve “eğitim ve bakım” rollerini üstlendikleri görülmüştür (Erdoğan, 2004). “Baba” olmak sadece biyolojik olarak baba olmayı simgelemez. Üvey baba, evlat edinen bir baba, amca, büyükbaba, komşu vb. de babalık rollerini üstlenmek durumunda kalabilir ve oldukça etkili bir şekilde bu rolün gereklerini yerine getirebilir. Geçmişe bakıldığında babaların “ahlâk bekçisi”, “ailenin geçimini sağlayan kişi”, “cinsiyet rolü modeli” gibi çeşitli rollerinin olduğunun kabûl edildiği görülür. Zamanla babanın çocukların günlük bakım ve yetiştirilmesinde aktif rol oynamayı içeren yetiştiren/katılan kişi rolüne yoğunlaşılmıştır (Daly, 1995; Lamb, 1997).

Son yıllarda babanın önemi daha fazla vurgulanmaya başlamıştır. Anne ve babanın birlikte oluşturdukları ebeveyn çiftinin (parental couple) bebek ruh sağlığı açısından önemli olduğu, bu ebeveyn çifti kavramında psikodinamik açıdan işlev taşıyan üçgenin içinde babanın sürekli olarak fiziksel varlığının da gerekli olmayabileceği öne sürülmüştür (Barrows, 2004). Diğer bir deyişle, bebeğin erken dönemden itibaren anne baba tasarımlarını bir bütün olarak algılamasının önemi üzerinde durulmuştur. Öte yandan, ebeveynin evlilik ilişkisinden duyduğu tatmin derecesi ile ebeveyn-bebek ilişkisi arasında ilişki olduğu bildirilmektedir (Feldman, 2000). Özellikle annelerin evlilikten aldıkları doyum düzeyi ebeveynliğe geçiş sürecinde hızla düşer. Bu düşüşte babaların ebeveynlik sorumluluklarında anneyi desteksiz bırakması önemli rol oynar. Evlilikten memnuniyet düzeyi baba-çocuk etkileşimini olumlu yönde etkilerken, anne-çocuk etkileşimi ile ilişkili bulunmamıştır (Feldman, 2000). Sonuç olarak, annelerin ebeveynliğe geçiş sürecinde özellikle biyolojik etkiler nedeniyle evlilik ilişkisinden daha çok bebek bakımına odaklandığı, babaların da evlilik ilişkisinden tatmin olmaya devam etmeleri ile bebek bakımına daha çok katıldıkları gözlenmiştir. Benim kendi gözlemlerime göre Türkiye’deki annelerin önemli bir kısmı eşleriyle yetersiz duygusal uyum ve evlilikten düşük tatmin düzeyi gösteriyor. Bu annelerin yine önemli bir kısmı da özellikle erkek çocuklarının babalarına benzemesinden korku duyduklarını dile getiriyorlar. Bu korku ve arzu edilmeyen beklenti annelerin çocuklarındaki -doğal olarak- babalarına benzeyen bazı özelliklerini abartılı olarak algılamalarına neden olabiliyor. Bu benzetmenin abartılması sonucunda da eşleriyle olana benzer şekilde çocuklarıyla ilişki geliştirebiliyorlar. Bu ilişki ve git gide kendini doğrulayan arzu edilmeyen beklenti zamanla çocuğun babaya daha çok benzemesine de katkıda bulunuyor. Bu durum da sonuçta anne-çocuk ilişkisini olumsuz etkileyebiliyor. Örneğin, çocuğuna duyduğu sevgiyle babasına benzerliğinden dolayı duyduğu olumsuz duyguları birbirine karıştıran anne çocuğuna çelişkili duygusal mesajlar verebiliyor. Ayrıca, eş ilişkisinden yeterince tatmin olamayan bu anneler, çocuklarıyla ister istemez kurdukları bu ilişki nedeniyle eksik kalan duygusal beklentilerini farkında olmaksızın çocuklarına yüklüyorlar. Bu ilişki örüntüsü de çocuğun anneye aşırı bağlanmasına ya da güvensiz (özellikle ambivalan) bağlanmasına yol açıyor. Başka bir yönüyle de, annenin eşinden geri çekerek oğluna yüklediği bu beklentiler ve zaman zaman sınırları aşabilen yakınlık çocuğun Ödipal çatışmasının çözümünü güçleştiriyor. Zâten baba olumsuz ve arzu edilmeyen bir özdeşim nesnesi olarak gösterildiği için bu çatışmanın çözümü daha da zor oluyor. Tüm bunların sonucunda da, erişkinlik dönemine de gelse erkek çocukta anneye karşı aşırı bir düşkünlük, babaya karşı mesafeli duruş ve çözümlenmemiş Ödipal karmaşanın sonuçları arasında sayılabilecek rekabet ve sosyal uyum sorunları gözleniyor.

Ebeveyn çocuk etkileşiminde cinsiyet farklılıklarını araştıran bir çalışma annelerin hem erkek hem de kız bebekleriyle benzer şekilde etkileşim kurduğunu, ancak babaların farklı cinsiyetteki bebekleriyle birbirinden farklı bir etkileşim içine girdiğini göstermiştir (Fitzgerald ve ark., 1999). Bu farkın batı toplumlarında görülmediği yorumlanmıştır. Babanın bebeğiyle etkileşiminde kültürel faktörlerin etkisini araştıran çalışmalarda, Kamerun, Brezilya ve Meksika gibi ülkelerdeki (muhtemelen Türkiye’de de benzer) babaların daha otoriter ve sıkı bir disiplin kuran yönlerinin ön plana çıktığı ve bebek bakımına daha az katıldıkları görülmüştür (Fitzgerald ve ark., 1999). Aksine, Aka pigmeleri gibi yerel kültürlerde –muhtemelen yüksek anne ölüm oranları nedeniyle- babaların bebek bakımına çok daha fazla katıldıkları gözlenmiştir (Fitzgerald ve ark., 1999).

Babanın çocuk gelişimine etkisi nedir?

Bebek ile baba ilişkileri konusundaki kısıtlı sayıda çalışmaya göre, bebekler yaşamlarının ilk yıl ortalarında anne babadan her ikisiyle de bağlılık kurarlar; bu, bebeğe özellikle annenin baktığı ve babanın bebekle daha az beraber olabildiği durumlar için bile söz konusudur (Ekşi’den alıntı, 1999). Babasız erkek bebekler gelişim testinde daha düşük puan almış, daha az sosyal tepkide bulunmuşlardır. Başka bir araştırmada baba yokluğunun çocukların davranışını doğrudan doğruya etkilemekle kalmayıp annenin çocuklarına aşırı düşkün veya aşırı koruyucu hale gelmesiyle de etkilediğini göstermiştir. Yine bu etki erkek çocuklarında daha belirgin bulunmuştur (Ekşi’den alıntı, 1999: Wolking ve Rutter, 1985). Baba ile yakın ilişki içinde olan çocukların psikolojik olarak daha uyumlu olduğu, benlik saygılarının daha yüksek olduğu, okulda daha iyi bir işlevsellik gösterdiği, daha az antisosyal davranışlar sergiledikleri ve ikili ilişkilerde daha başarılı oldukları ortaya konmuştur (Fluori ve Buchanan, 2003). Öte yandan, çocuklarının anneleriyle daha iyi ilişki kuran babaların çocuklarıyla da daha yakın ilişki içinde olabildikleri gözlenmiştir (Cox ve ark., 1989). Babanın evli ya da boşanmış olmasının baba-çocuk bağlanmasını değiştirmediğini belirten yayınlar da mevcuttur (Isabella ve Belsky, 1985). Erken çocukluk döneminde babanın olumlu varlığının çocuğun ergenlik dönemini de olumlu yönde etkilediğine dair çalışmalar vardır. Baba varlığı, çocuğun ergenlik dönemindeki entelektüel gelişimi, sosyal girişimciliği, kendini kontrol etme ve empati becerilerini arttırmaktadır (Fagan ve Iglesias, 1999).

Yakın zamanda, psikiyatri kliniğinde değerlendirilen 1-3 yaş çocuklarla Karabekiroğlu ve ark. (2006) tarafından yapılan bir araştırmaya göre, babalarında görüşme sırasında depresyon olan çocuklardan sadece erkeklerin dışa yönelim puanları (sinirlilik, dürtü kontröl sorunları, vb.) anlamlı olarak daha yüksek bulunmuştur. Babalardaki depresyon erkek çocuklarında dışa yönelim sorun düzeyleri ile paralellik gösterirken, içe yönelim puanları (içe dönüklük, korkular, vb.) ile ters orantılıdır. Depresyon vejetatif sorunlara (ör, uyku ve iştah bozuklukları, yorgunluk, enerji kaybı), bilişsel bozukluklara (ör, konsantrasyon kaybı, bellek ve algı sorunları) ve psikolojik ve duygusal belirtilere (ör, suçluluk duygusu, özgüvende düşüş, intihar fikirleri, sinirlilik, ilgi kaybı ve sosyal içe dönüklük) neden olabildiğinden, babaların depresyonda olması çocukları ile daha az ilişki içinde olmalarına, “kabûl etme”, “koruma”, “temin etme” ve “eğitim ve bakım” gibi rollerini yeterince yapamamalarına yol açabilir. Anne depresyonu ile çocuktaki psikopatoloji ilişkisinde, babaların ortamda yeterince varlığı ya da yokluğunun, koruyucu ya da risk faktörü olarak, düzenleyici bir rolü olabilmektedir (Goodman ve Gotlib, 1999).

Baba annenin geçici sürelerle yerini tutan ikincil bir bakım verici değildir. Babasıyla kurduğu sağlıklı bir ilişki çocuğa özel anlamları ve işlevleri olan pek çok alan sunar. Yapılan çalışmaların önemli bir kısmı biyolojik babalarla yapılmıştır. Ancak çocuk açısından daha anlamlı olan duygusal babalıktır. Erkeklerin çocuklarla etkileşim biçimlerinin birbirlerine oldukça benzer olduğu, bu benzerliğin kadınlarda daha az olduğu bildirilmiştir (Pruett, 1997). Çalışmalar babaların kendine özgü bir etkileşim, oyun oynama, güven sağlama ve koruyuculuk davranışları olduğunu göstermiştir (Pruett, 1997). Çocuğun okul başarısı, soysal uyumu ve genel sağlık düzeyi de babanın varlığı ve olumlu etkisiyle yükselmektedir. Aynı zamanda babaların çocukları tutuşları, oyun oynama yöntemleri, konuşmaları, bebek bakım biçimleri annelerden farklılık göstermektedir.

Annelerde görüldüğü gibi, babalarda da bir “erkek”, bir “eş” oluştan bir “baba” oluşa geçiş bir anda gerçekleşmez. Gebelik sürecinin psikolojik ve fizyolojik değişiklikleri anneleri ebeveynliğe doğal olarak daha erkenden hazırlamaya başlasa da, erkekler de aşama aşama babalık rolünü üstlenmeye ve içselleştirmeye başlarlar. Pek çok kültürde babalar da hamilelik sürecinde anne adayına benzer belirtiler gösterebilir, kilo alabilir, ağrılar hissedebilirler. Meksika’nın Yukatan yarım adasında, “bir kadının hamile olduğu eşinin karbohidratlardan zengin besinlere aşermesi ile anlaşılır” şeklinde yaygın bir inanış vardır. Babaların önemli bir bölümü de gebeliğin ilk dönemlerinden itibaren çocuğun sağlığı ve geleceği ile ilgili endişeler duyarlar, rüyalar görürler, beklentiler geliştirirler. Babanın doğuma eşlik etmesi paha biçilmez bir deneyimdir. Bu olaya tanıklık etmek babanın bebeğe bağlanmasını ve aralarında eşsiz bir ilişki oluşmasını kolaylaştırır. Doğumu seyreden babaların çocuklarının mizaç özelliklerini ve 3-6 aylık oldukları dönemdeki kişilik özelliklerini daha doğru bir şekilde tanımlayabildikleri bildirilmiştir. Babaların 2/3’ünün doğum sonrası erken dönemde, keyifsizlik, isteksizlik vb. belirtilerin olduğu babalık hüznü (blues) tarifledikleri görülmüştür. Bu belirtilerin tedavisinde babanın bebekle daha fazla temas etmesi, zaman geçirmesinin en etkin yöntem olduğu belirtilmiştir.

Francis Grossman “kapıyı tutma” (gatekeeping) diye söylenen bir fenomen tanımlamıştır. Bu sık görülen fenomene göre anneler, babanın bebekle kendine özgü bir etkileşim ve ilişki biçimi kurmasına değil, bebekle bir takım etkinlikleri gerçekleştirmesi için babalara ‘izin verirler’.

Bebekle daha yakından ve erken dönemde daha kolay bir ilişki kurabilmeleri için babalara şu tavsiyelerde bulunulabilir:

  • Gebelik dönemi boyunca doktor kontrollerine eşinizle birlikte katılın.

  • Eşinizle birlikte sağlıklı bir gebelik dönemi geçirmek için birlikte hareket edin. Örneğin sigarayı bırakın, sağlıklı beslenin ve egzersiz yapın.

  • Ebeveynlik becerileri ile ilgili kitaplar okuyun, eğitim seminerlerine katılın.

  • Yeni ev düzeni ile ilgili planları eşinizle birlikte yapın. Alınacak bebek eşyalarını birlikte planlayın.

  • Sadece eşinizle geçireceğiniz özel zamanlar yaratmaya özen gösterin.


    Babalara ebeveynliğin ilk aylar ve yıllarına yönelik neler önerilebilir?

  • Babalıkla ilgili doğru kaynaklardan bilgi edinin (kitap, internet, eğitim semineri, doktor, vb.).

  • Benzer yaşta çocuğu olan diğer babalarla bir araya gelmekten, annelerinin yaptıkları gibi çocuklarınız hakkında konuşmaktan çekinmeyin.

  • Gebelik sürecinde eşinizin zorunlu olarak beslenmesine, fiziksel aktivitesine ve sağlığına daha çok dikkat etmek zorunda kaldığını ve gebelikte yükselen hormon düzeylerine bağlı olarak duygu ve davranışlarında değişikliklerin görülmeye başladığını düşünürsek, eşinize göre sizin “ebeveyn olma” rolüne geçişiniz biraz daha gecikmiş olabilir. “Baba” olmayla ve babalık sorumluluklarıyla ilgili kafa karışıklığı yaşamanız bir süre için normal sayılabilir.

  • Eşinizin yaşadığı yoğun biyolojik ve sosyal değişimleri ve karşı karşıya kaldığı yoğun günlük sorumlulukları düşünürseniz eşinizin sizi ihmâl (duygusal, cinsel, vb.) etmesini bir süre için anlayışla karşılayabilirsiniz. Unutmayın sizin eşinize duygusal ve fiziksel açıdan vereceğiniz destek yavaş yavaş eşinizin size yeniden daha çok yakınlaşmasını kolaylaştıracaktır.

  • Bebeğin bakımına vereceğiniz destek sizin de bebeğinize bağlanmanızı hızlandıracaktır. Bu sayede bu zorlu süreç daha kolay katlanılır hâle gelecektir. Bebek bakımına verdiğiniz destek eşiniz için de faydalı olacak ve bu da eşinizle ilişkinizi ve dolayısıyla da eşinizin size olan desteğini güçlendirecektir.

  • Eşiniz doğum sonrası dönemde “mutsuz, isteksiz” olabilir, alışılmadık davranışlar gösterebilir. Doğum sonrasında annelerin yarısından fazlası “annelik hüznü”, yaklaşık onda biri de “doğum sonrası depresyon” geçirir. Bu dönemin geçici olduğunu unutmayın. Sürecin düzelmesini hızlandırmanın yolu yine eşinize destek ve gerekli olduğunda bir uzmandan yardım almaktan geçiyor.

  • Siz de eşiniz gibi doğum sonrası dönemde “keyifsizlik, isteksizlik” yaşayabilirsiniz. Babaların da önemli bir kısmının “babalık hüznü” geçirdiği belirtiliyor. Babalığa hazırlanma döneminde maddi ve manevi tüm stres faktörlerini azaltmak bu dönemi kolaylaştıracaktır. Eğer hâlen devam eden ek sorunlar varsa (işle ilgili, vb.), kendinize 1-2 ay süre tanıyın, sorumluluklarınızı bölüp zamana yayın. Yakın çevrenizden destek almaktan çekinmeyin. Gerekli gördüğünüzde de mutlaka bir psikiyatri uzmanının desteğini alın.

  • Eşinizin bebeğinizi emzirmekle çok fazla zaman geçirdiğini ve bu süreçte bu ikili tarafından dışlandığınızı hissediyorsanız, emzirme seanslarında siz de onlara yakın olun. Duygularınızı mutlaka eşinizle paylaşın. Annenin bebekten ayrı kaldığı birkaç saatlik dönemlerde anne sütü ya da ek besinle bebeğin beslenmesini siz üstlenin.

  • Bebek bakımında size yardım edecek üçüncü bir kişinin varlığını ihmâl etmeyin.

  • Bebek bakımında size yardım etmek isteyen kişilere destek olun. Ancak, birincil bakım vericinin annesi olduğunu unutmayın. Diğer kişilerle (özellikle babaanne) çelişki içine girdiğinde –o kişiyi de incitmeksizin- eşinize destek olun.

  • Çocuk bakımında çok ince ayrıntılara takılmayın. Doğru kaynaklardan bilgi edindiğiniz ve gerekli özeni göstermeye çalıştığınız sürece çok önemli hatalar yapmazsınız.

  • Eşinizle baş başa zaman geçirmek için fırsatlar yaratın. Örneğin, onu dışarıda yemeğe götürün. Birkaç saatliğine de olsa eşinizle baş başa kalmak hem size hem de eşinize iyi gelecektir.

  • Bebeğinden uzak kaldığınızı, ona karşı yetersiz olduğunuzu hissediyorsanız, onu fırsat buldukça kucaklayın. Banyosunu yaptırma, altını değiştirme, besleme gibi etkinlikleri öğrenin ve uygulayın.

  • Sürekli ağlayan bir bebeğiniz var ve ertesi gün işe gideceksiniz. Bebeğin bir rahatsızlığı olup olmadığını mutlaka araştırın. Bebek gelişimi ve davranışlarıyla ilgili derinlemesine bilgi edinmeye çalışın. Bu sayede neyin beklendik (normal), neyin beklenmedik (anormal) bir durum olduğunu daha iyi anlayabilir, doğru ve gerçekçi beklentiler geliştirebilirsiniz. Böylelikle sorunlara katlanmanız ve sabretmeniz kolaylaşır.

  • Bebeğinizden iş veya başka nedenle uzun süre ayrı kalmak zorunda kalıyorsanız, tüm fırsatları onu görebilmek için kullanmaya çalışın.

  • Bebeğinizden uzakta da olsanız her gün telefon, internet ve benzeri yollarla onun hakkında bilgi edinmeye, onu görmeye çaba sarf edin.

    KAYNAKLAR

    Amato PR, Rivera F (1999). Baba katılımı ve çocuklarda davranış problemleri (Paternal involvement and children’s behaviour problems). Journal of Marriage and the Family, 61, 375-384.

    Arı-Güleç N. (1998). Annelik rolünden duyulan memnuniyetin, baba katılımının ve annenin çalışma durumunun anne katılımı üstündeki etkileri (The effect of maternal role satisfaction, father involvement and maternal working status on maternal involvement). Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Boğaziçi Üniversitesi.

    Atkinson AM (1991). Babaların günlük bakıma katılımı (Fathers’ participation in day care). Early Child Development and Care, 66, 115-126.

    Atmaca-Koçak A (2004). Baba Destekleme Programı Değerlendirme Raporu. Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) Yayınları.

    Barrows P (2004). Fathers and Families: Locating the Ghost in the Nursery. Infant Mental Health Journal, 25(5), 408–423

    Baruch GK, Barnett RC (1987). Babanın aile işlerine katılımını belirleyen unsurlar (Determinants of fathers’ participation in family work). Journal of Marriage and the Family, 49, 29-40.

    Brayfield A (1995). Bir elde iş, diğer elde çocuklar: Çalışma saatlerinin babaların çocuklarıyla ilgilenmeleri üstündeki etkisi (Juggling jobs and kids: The impact of employment schedules on fathers’ caring for children). Journal of Marriage and the Family, 57, 321-332.

    Cabrera NJ, Tamis-LeMonda CS, Bradley RH, Hofferth S, Lamb ME (2000). Yirmi birinci yüzyılda babalık (Fatherhood in the twenty-first century). Child Development, 71, 127-136.

    Coltrane S (1995). Babalığın geleceği: Erkeklerin ev ortamında katılımını etkileyen sosyal, demografik ve ekonomik unsurlar (The future of fatherhood: Social, demographic and economic influences on men’s family involvement). W. Marsiglio (Der.), Babalık: Çağdaş teoriler, araştırmalar ve toplumsal politikalar (Fatherhood: Contemporary theory, research and social policy), içinde (s. 255-274). Thousand Oaks, California: Sage.

    Cox MJ, Owen MT, Lewis JM, Henderson VK (1989). Marriage, adult adjustment, and early parenting. Child Development, 60:1015-1024.

    Cox MJ, Owen MT, Henderson VK, Margand NA (1992). Bebek-baba ve bebek-anne bağlanmasının tahmin edilmesi (Prediction of infant-father and infant-mother attachment). Developmental Psychology, 28, 474-483.

    Crouter AC, Perry-Jenkins M, Huston TL, McHale SM (1987). Tek gelirli ve çift gelirli ailelerde baba katılımının altında yatan süreçler (Processes underlying father involvement in dual-earner and single-earner families). Developmental Psychology, 23, 431-440.

    Cummings EM, O’Reilly AW (1997). Aile ortamında babalar: Evliliğin kalitesinin çocuğun uyumu üstündeki etkileri (Fathers in family context: Effects of marital quality on child adjustment). M. E. Lamb (Der.). Babanın çocuk gelişimindeki rolü (The role of the father in child development) içinde (s. 49-66). New York: John Wiley and Sons.

    Daly KJ (1995). Babalığı yeniden şekillendirmek (Reshaping fatherhood). W. Marsiglio (Der.), Babalık: Çağdaş teoriler, araştırmalar ve toplumsal politikalar (Fatherhood: Contemporary theory, research and social policy), içinde (s. 21-41). Thousand Oaks, California: Sage.

    DeKlyen M, Speltz ML, Greenberg MT (1998). Fathering and early onset conduct problems: Positive and negative parenting, father-son attachment, and the marital context. Clinic Child and Family Psychology Review, 1:3-21.

    Ekşi A (1999). Ben Hasta Değilim. Çocuk Sağlığı ve Hastalıklarının Psikososyal Yönü. Nobel Kitabevi, Ankara.

    Erdoğan A (2004) Çocuğun Psikososyal Gelişimde Babanın Rolü. Yeni Symposium, 42:147-153.

    Evans C (1997). Türkiyeli babaların babalık rollerine yönelik tutum ve katılımları: Düşük sosyo-ekonomik ortamdan bir örneklem (Turkish fathers’ attitudes to and involvement in their fathering role: a low socio-economic sample). Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Boğaziçi Üniversitesi.

    Fagan J, Iglesias A (1999). Father involvement program effects on fathers, father figures and their Head Start children: A quasi-experimental study. Early Childhood Research Quarterly, 14:243-269.

    Feldman R (2000). Parents’ Convergence on Sharing and Marital Satisfaction, Father Involvement, and Parent-Child Relationship at the Transition to Parenthood. Infant Mental Health Journal, 21(3), 176–191

    Fişek G (1982). Psikopatoloji ve Türk ailesi: Aile sistemleri teorisiyle bir analiz (Psychopathology and the Turkish family: A family systems theory analysis. Ç. Kağıtçıbaşı (Der.), Türkiye’de cinsiyet rolleri, aile ve toplum (Sex roles, family and community in Turkey içinde (s. 295-321). Indiana: Indiana Üniversitesi Türkiye Çalışmaları 3.

    Fitzgerald HE, Mann T, Barratt M (1999). Fathers and Infants. Infant Mental Health Journal, 20(3), 213–221

    Flouri E, Buchanan A (2003). The role of father involvement in children’s later mental health. Journal of Adolescence, 26:63-78

    Goodman SH, Gotlib IH (1999). Risk for psychopathology in the children of depressed mothers: a developmental model for understanding mechanisms of transmission. Psychological Review, 106:458-90.

    Isabella RA, Belsky J (1985) Marital change during the transition to parenthood and security of infant-parent attachment. Journal of Family Issues, 6:505-522.

    Kağıtçıbaşı Ç (1991). Türkiye’de Erken Destek Araştırma Projesi (The Early Enrichment Project in Turkey), UNESCO-UNICEF-WFP Notlar ve yorumlar (No: 193) (Paris, UNESCO).

    Kağıtçıbaşı Ç (1992). Ebeveynlik ve çocuk gelişimi üstüne kültürel perspektiflerden araştırmalar (Research on Parenting and Child Development across Cultural Perspectives), M. Rosenzweig, International Psychological Science içinde (Washington, DC, APA).

    Karabekiroğlu K, Rodopman-Arman A, Berkem M (2006). Psychiatric Problems of the Offspring is Related to Parental Depression According to Their Gender. International Conference on Mood Disorders, 30th March-1st April Istanbul, Turkey

    Karreman A, van Tujil C, van Aken MAG, Dekovic M (2006). Parenting and Self-Regulation in Preschoolers: A Meta-Analysis. Infant and Child Development, 15: 561–579

    Lamb ME (1977). Yaşamın ilk yılında baba-bebek ve anne-bebek etkileşimi (Father-infant and mother-infant interaction in the first year of life). Child Development, 48, 167-181.

    Lamb ME (1987). Babanın rolü: Kültürlerarası perspektifler (The father’s role: Cross-cultural perspectives). New Jersey: Lawrence Erlbaum.

    Lamb ME (1997). Babalar ve çocuk gelişimi (Fathers and child development). M. E. Lamb (Der.), Babanın Çocuk Gelişimindeki Rolü (The Role of the Father in Child Development) içinde (1-18). New York: John Wiley and Sons.

    Lynn DB (1974). Baba: Çocuk gelişimindeki rolü (The father: His role in child development). Monterey, California: Brooks/Cole.

    Öğüt, Ü. (1998). Üst ve orta sosyo-ekonomik statülü Türkiyeli babalardan bir örneklem dahilinde okulöncesi çağı çocukların yaş ve cinsiyeti ile annenin çalışma durumunun baba katılımına etkisi (Father involvement with respect to the age and gender of preschool children and the employment status of the mother in a sample of upper and middle socio-economic status Turkish fathers). Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Boğaziçi Üniversitesi.

    Pleck JH (1997). Baba katılımı: Düzey, kaynak ve sonuçları (Paternal involvement: Levels, sources, and consequences). M. E. Lamb (Der.), Babanın çocuk gelişimindeki rolü (The role of the father in child development) içinde (66-103). New York: John Wiley and Sons.

    Pruett KD (1997). How Men and Children Affect Each Other's Development. Zero to Three Journal, August/September (Vol. 18:1)

    Van Ijzendoorn MH, De Wolff MS (1997). Mevcut olmayan baba arayışında – bebek-baba bağlanmasının meta analizleri: Tartışmalara bir yanıt (In search of the absent father – meta-analyses of infant-father attachment: A rejoinder to our discussants). Child Development, 68, 604-609.

    Verschueren K, Marcoen A (1999). Anasınıfı çocuklarında benlik ve sosyal-duygusal yetkinliğin temsili: Anne ve babaya bağlanmanın ayrı ve bileşik etkileri (Representation of self and socio-emotional competence in kindergartners: Differential and combined effects of attachment to mother and to father). Child Development, 70, 183-201.

    Yalçınkaya A (1990). Türk ailelerinde karar alma süreci (Decision making in the Turkish family). Yayımlanmamış yüksek lisans tezi, Boğaziçi Üniversitesi.

    İNTERNET ADRESLERİ

  • http://www.fatherhood.hhs.gov/

  • http://www.citymatch.org/ProdServe/EMCH/MenInMCH/fatherhood2.pdf

  • http://www.nlffi.org/


    Dr. Koray Karabekiroğlu


  • En iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenir... Türkçe Anasayfa English Home Page
    Bu sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı Dr. Koray Karabekiroğlu'na ait olup; kendisinden Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre yazılı izin alınmadan söz konusu yazıların herhangi bir bölümü veya tamamı iktibas edilemez veya herhangi bir usul ile çoğaltılamaz. Kaynak göstermek ve bilimsel kurallara riayet edilmek kaydı ile alıntı yapılması mümkündür.

    Çocuk ve Hayat üzerine her şey için tıklayın

    Web sitesi: Koray Karabekiroglu