Türkçe English

Anne karnında ve erken çocuklukta beyin gelişimi

Beyin nasıl bir yapısal gelişim gösterir?

İnsan beyninde diğer türlerden farklı olarak neokorteks ve prefrontal korteks gelişimi daha belirgindir. Fötal dönemde bireyin gelişmesi kauda-kranial yöndedir. Yani, doğumda ortabeyin, spinal kord, pons, medulla, serebrumdan daha gelişmiş durumdadır. Serebellum ise en az gelişmiştir. Yenidoğanda 100-200 milyar nöron (sinir hücresi) bulunur. Ancak nöronlar arası bağlantılar (sinaplar) görece azdır. Gelişim sırasında sürekli bir sinaptik yenilenme vardır, bu da öğrenme ve beceri kazanmanın kolaylaşmasına neden olur. Beyin korteksinin sinaptik yoğunluğu bebeklik döneminde hızla artar ve 1-2 yaş arasında yetişkindeki yoğunluğunun yarısına ulaşır, 16 yaşa kadar hızı azalarak artışı sürer ve 16-75 yaş arası ise sabit kalır. Erişkin döneme kadar sinaps oluşumu ve sinaps eliminasyonu arasındaki yarış sürmekte, ancak aralarında denge de korunmaktadır. Biyolojik gelişimi özellikle genetik özellikler düzenler. Genel hatlarıyla özetlemek gerekirse, genetik ve çevresel etmenlere bağlı olarak hormon düzeyleri oluşur, düzenleyici proteinler sentezlenir, hücre göçleri olur, morfolojik değişim ve gelişim gerçekleşir.

Anne karnında döllenme sonrası embriyonel gelişim sürecinde beyinde neler olur?

Babadan gelen spermin annenin yumurtasıyla birleşmesiyle tek hücreli bir varlık olarak meydana gelen insanın ilk günlerdeki gelişimi son derece hızlı ve süreklidir. Bu süreçte basit, farklılaşmamış, sabitliği olmayan bir yapıdan karmaşık, yapısal ve işlevsel olarak özelleşmiş, sabit bir yapı kazanmış bir organizasyon gelişir. Döllenmeden 18 gün sonra embriyoda 3 hücre tabakası belirir: (1) Endodermden akciğer, karaciğer, sindirim sistemi organları vs., (2) Mezodermden kaslar, bağ dokusu, damar yapıları vs., ve (3) Ekdodermden sinir sistemi (beyin, omurilik) ve deri vb. organlar oluşur. Döllenme sonrası 20. günde nöral plak oluşur. Nöral plak bir çöküntü oluşturur ve tübüler bir yapı oluşturacak şekilde kapanır. 22. günde nöral tüp olgunlaşır. 27. günde nöral tümüyle kapanır. Beyin gelişiminin en hassas dönemlerinden biri nöral tüpün kapanma dönemidir. Embryonun baş bölgesinde gelişen bir kapanma sorunu anensefali (serebral korteksin gelişmemesi) oluşumuna yol açabilir. Daha alt bölgelerde gelişen bir kapanma sorunu da spina bifida oluşumuna neden olabilir. Spina bifida omurganın tümüyle kapanmadığı, böylelikle de omuriliğin hasar görme riskinin olduğu bir durumdur. Bazen hiç bir belirti görülmezken, bazen ciddi felç durumlarının gelişimine yol açabilir. Nöral tüpün kapanmaması gebelik dönemi kontrollerinde, ultrasonografi ile tespit edilebilir. Ayrıca, gebeliğin planlandığı dönemden itibaren günlük 400-1000 mikrogram folik asit alımı spina bifida oluşumu riskini azaltmaktadır.

Hücre düzeyindeki bölünmeler (mitoz), göçler (migrasyon), farklılaşma (differensiasyon), bir araya toplanıp çeşitli kümeler oluşturma (agregasyon) ve hücreler arası bağlantılar oluşumu (sinaptogenez), hücre ölümü (apopitoz) ve sonrasında yeniden yapılanma (reorganizasyon) ve daha sonrasında da hücrelerin bir kılıfla çevrilmesi (myelinizasyon) süreçleri ile merkezi sinir sistemi yapılanması devam eder (Şekil). Bu oluşum sürecini büyük ölçüde genetik faktörler ve bunlara bağlı proteinler (özellikle, nörotransmitterler ve nöromodülatörler) organize eder. Her hücre belirli genler tarafından yönetilen karmaşık bir programla yönlendirilir ve her hücrenin işlevi (ör, serotonin sentezleyen hücre) ve konumu (ör, lokus seruleus) belirlenir. Hücrede hangi genlerin işlev yapacağı da belirli indükleyici (sinyal molekülleri) ya da durdurucu (inhibitör) faktörlerle düzenlenir. Bu faktörler çevresel etkenlere, ortamın şartlarına duyarlıdır. Örneğin, belirli hormonların yüksek düzeyleri (ör, kortizol) ya da yetersizlikleri, çeşitli toksik maddeler (ör, kurşun, civa), enfeksiyon ajanları (ör, toksoplazma), travma vb. etkenler sinir sistemi yapılanmasını doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca fiziksel etkenler (radyasyon), kimyasal etkenler (ilaçlar, alkol, nikotin), annenin diyeti (folik asit eksikliği) ve annenin metabolik ve endokrin hastalıkları da bu süreçte olumsuz roller üstlenebilir.



Yukarıda soldan sağa: a. bölünmeler (mitoz); b. göçler (migrasyon); c. farklılaşma (differensiasyon); aşağıda soldan sağa: d. bir araya toplanıp çeşitli kümeler oluşturma (agregasyon) ve hücreler arası bağlantılar oluşumu (sinaptogenez); e. hücre ölümü (apopitoz) ve yeniden yapılanma (reorganizasyon); f. hücrelerin bir kılıfla çevrilmesi (myelinizasyon)

Anne karnında sekizinci haftada serebral korteks belirir, 10. haftada kortikal plak kalınlaşır, 12. haftada korpus kallozum belirir ve Sylvian fissür oluşur, 13. haftada serebellar lobül ve fissürler görülür. Farklılaşmış ve daha fazla özelleşmiş işlevi olan yapıların oluşumu daha sonraki basamaklarda gerçekleşir. Örneğin, yedinci ayda retinal fotoreseptör hücreler oluşur, kortikal tabakalar belirginleşir, fissür, girus ve sulkusların tama yakın bölümü oluşur, serebellumun büyümesi hızlanır. Beyin ağırlığı doğumda erişkin beyninin %25’ine, bir yaşında doğum ağırlığının 2 katına ve altı yaşında erişkin beyninin %90’ına ulaşmış olur.

Merkezi sinir sisteminin anne karnındaki gelişimi kuyruk sokumundan başa doğru bir sıra izler. Döllnemeden beş hafta sonra omurilikte ilk sinapslar oluşmaya başlar. Altıncı haftada sinirsel bağlantılar aracılığıyla embryonun ilk hareketleri başlar. Bu hareketler ultrasonografi ile de görülebilir. Sekizinci haftadan sonra embryo artık fetus olarak adlandırılır. Zamanla esneme, emme, yutkunma gibi koordine hareketler gelişir. Koordine hareketler beyincik (serebellum) ve beyin sapı tarafından kontrol edilir. Anneler genellikle ilk kez gebeliğin 18. haftasında bebeğin hareketlerini hissetmeye başlarlar. Gebeliğin ikinci trimesterinde (üç aylık dönem) fetusun solunum hareketleri başlar (ritmik kasılmalar; ilk gerçek solunum doğum sonrası olur). En geç gelişen bölge serebral kortekstir (beyin kabuğu). Serebral korteks düşünme, hatırlama, hissetme, bilişsel işlevler gibi görevleri kontrol eder. Son trimesterde fetus kokuları, sesleri fark etmeye, belleğine almaya başlar.

Herhangi bir sağlık sorunu olmayan bir anne adayının gebelik dönemi boyunca dikkat etmesi gereken birtakım noktalar vardır. Düzenli ve yeterli çeşit içeren beslenme durumunda kalori alımını artırmak gerekli değildir. Alkol ve sigara kullanımı tümüyle bırakılmalıdır. Doktor kontrlü dışında ilaç kullanılmamalıdır. Bazı kimsayal maddelere (ör, laboratuarlarda çalışanların kullandıkları gazlar; kuru temizlemede kullanılan çeşitli maddeler), enfeksiyon ajanlarına (ör, kediler yoluyla bulaşan toksoplazma, kızamık, kızamıkçık gibi çocukluk çağı hastalığı olanlar) mâruz kalma riski azaltılmalıdır. Radyasyon içeren (ör, rontgen cihazları, güvenlik cizhazları) ortamlardan uzak durmalıdırlar.

Doğum sonrasında beyin gelişimi nasıl sürer?

Anne karnında gerçekleşen yoğun gelişime rağmen halen bebeğin beyni doğum sırasında oldukça ilkel bir işlevselliğe sâhiptir. Yüksek düzeydeki beyin işlevleri henüz gelişmemiştir ve omurilik, beyin sapı gibi alt bölgeler oldukça gelişmiş düzeydedir. Alt sistemlerin kontrolündeki beyin çeşitli reflekslerin (ör, yakalama, emme refleksi, Moro refleksi) gözlenmesine yol açar. Göz hareketleri halen beyin sapındaki devrelerin kontrolü altındadır.

Doğum sonrasında nöronal (sinir hücresi) çoğalma, migrasyon ve kortikal tabakalarda farklılaşma 6. aya kadar devam eder. Sinaptogenez ve interhemisferik bağlantıların oluşumu yaşamın ilk bir kaç yılında tamamlanır. Bağlantı (asosiasyon) alanları (ör, prefrontal korteks) ise daha geç olgunlaşır. 1-2 yaşlar arasında ve ergenlik döneminde aksonal budanma artış gösterir. Miyelinizasyonun tamamlanması bazı beyin bölgelerinde 30 yılı bulabilir. Üst orta beyin (parietal yapılar) 8-10 yaşında, ön beyin (frontal yapılar) 12-24 yaşında olgunlaşır. Bu bölgelerdeki anormalikler yapının olgunlaşma dönemine kadar bulgu vermeyebilir. Doğum sonrası dönemde uygun duyusal, bilişsel ya da duygusal uyaranlar gelişimi olumlu etkilerken, yetersiz ya da uygun olmayan uyaranlar gelişimi olumsuz etkiler. Yenidoğan (0-1 ay) döneminde beyin kabuğundaki (kortikal) metabolik aktivite erişkindekinin %70’i kadardır. Özellikle duyusal-motor korteks, hipokampus, subkortikal bölgeler ve serebellar vermiste aktivite yoğundur. Metabolik aktivite 2-3. aylarda parietal ve temporal korteks, primer vizüel korteks, bazal ganglionlar ve serebellar hemisferlerde yoğunlaşır. Üç yaşında kortikal aktivite erişkin seviyesini geçer.

Gelişmekte olan yapıların anormal duruma verdiği yanıtlar hasarın zamanlamasına, şiddetine, süresine ve sıklığına göre değişir. Yaşanan bir aksama gelişimin ileriki basamaklarını da etkiler. Bir bölgedeki sinir hücresi kaybı temel yerleşim yerinden uzakta başka bir bölgedeki sinir hücresi kaybını tetikleyebilir ya da bir bölgenin uyarılması diğer bölgeleri de ateşleyebilir. Erken gelişimsel anomaliler çarpık sinir sistemi yapılanmasına ve sıklıkla da kalıcı davranışsal anormalliklere yol açarlar. Uygun koşullar altında hasarlı bir bölgenin işlevleri sağlam bir komşu bölgede yeniden yapılanabilir.

Anormal sinaptik yapılanma kolaylıkla ateşlenmenin gerçekleşmesini sağlayacak yapısal bir ortam sunabilir (kindling). Örneğin, amigdala erken dönemde (birinci yılın sonunda) myelogenetik gelişimini tamamlar. Korku ve endişeden sorumlu olan amigdalanın gelişiminin bir göstergesi 6-8. aylarda başlayan yabancı korkusudur. Bebek yabancı bir ortamla ya da bireyle karşılaştığında daha iyi tanıdığı kişi ya da ortamın yakınlığını arar. Amigdalanın uygun bir yapılanma geliştirememesi yabancı korkusunun gelişimini ve dolayısıyla da yakınlık arayışının gelişimini engelleyecektir. Amigdala hasarı olan hayvanlarda çevredeki sosyal ve duygusal durumlara karşı körlük gelişmesi, amigdalanın yüzleri ve duyguları tanımada etkin bir beyin bölgesi olması, otistik bireylerde amigdala işlevlerindeki bozukluklar vb. bulgular amigdalanın bu işlevini destekleyici bulgulardır. Sosyal ve duygusal agnozi olarak tanımlanan sosyal ve duygusal uyaranları yeterli düzeyde algılayamama ve yorumlayamama bazı durumlarda amigdala işlevlerinin yetersizliği ile ilişkilendirilebilir.

Singulat girusun da birinci yılın sonuna doğru gelişimi oldukça hızlanır. Anne-bebek bağlanmasında ve anneden ayrılma anksiyetesinin görülmesinde singulat girus gelişiminin de rolü vardır. Septal çekirdeklerin gelişimi daha yavaştırve ergenlik yıllarına kadar aktif olarak gelişimi sürer. Bu çekirdekler amigdaladan kaynağını alan ayrım gözetmeyen sosyallik arayışını belirli ortamlara ve durumlara yönelik olacak şekilde düzenlemeye çalışır. Septal çekirdekler, singulat girus ve orbital frontal loblar geliştikçe sosyal ilişkiler oldukça kısıtlı, sınırlı ve seçici bir alana yönelir. Okul öncesi yaşlarda neredeyse yanında gördüğü her akranıyla arkadaşlık kurmaya eğilimli çocuk, özellikle ergenlik yaşlarına doğru oldukça seçici davranmaya başlar. Septal çekirdekler aynı zamanda peniste ereksiyondan ve klitoristeki kanlanmadan da sorumludur. Septal çekirdeklerdeki hasar sosyal ve fiziksel yakınlık arayışının artmasına ve ayrım gözetmeksizin çevreye yönelmesine yol açabilir.

Beyin gelişiminde “kritik dönemler” kavramı ne anlama gelir?

Spermle yumurtanın birleştiği zigot oluşumundan yaklaşık 3 hafta sonra başlayan beyin gelişimi yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Erken yaşlarda beyin daha esnektir (nöroplastisite) ve öğrenme daha kolaydır. Bu yüksek düzeydeki nöroplastisitenin olumlu ve olumsuz sonuçları olabilir. Olumlu yanlarına örnek olarak öğrenme becerilerinin daha fazla olması, yaşanan travmatik bir deneyimin etkilerinin bertaraf edilebilmesi söylenebilir. Olumsuz olarak da bu plastik yapı belirli bir hassasiyet taşır ve gelişimsel kritik dönemlerde yaşanan çevresel olumsuzluklar kalıcı sonuçlar doğurabilir. Bu kritik dönemler diğer memeli hayvanlarda da görülür. Örneğin, fareler yüzlerinde normal dokunsal duyunun gelişebilmesi için yaşamlarının ilk günlerinde yüzlerinde yalama hissini yaşamış olmaları gerekir. Kediler ilk üç ay normal görsel girdilere mâruz kalmazlarsa tüm yaşamları boyunca kör olarak kalırlar. İlk altı ayda yeterli sosyal temas yaşamayan maymunlar belirgin duygusal zorluklar yaşarlar. Erken dönemde yetişkinlerden duyarak ötme becerilerini kazanmayan kuşlar, yalnız başlarına kaldıklarında yeterli düzeyde beceri geliştiremezler. İnsanlar da ilk dönemden itibaren görsel girdi almazlarsa göz tembelliği denen ve belirli bir yaştan sonra tedavisi mümkün olmayan bir sorunla karşılaşırlar. İlk üç yaşta yeterli sözel uyaran almayan bebeklerin dil becerileri kalıcı olarak yetersiz kalabilir. Her beceri için kritik dönemler var olduğunu söyleyemeyiz. Derinlik algısı için gerekli olan erken dönemde uygun görsel girdi girişi, renk ve çevresel görme becerisi için gerekli değildir. Bazı duygusal işlevler ya da matematiksel beceriler, müzik becerileri gibi işlevlerin gelişimi için kritik dönemlerin var olup olmadığı henüz yeterince bilinmemektedir. Ancak, örneğin sadece müzikle ilgilenmeye 6 yaşından önce başlamış olan müzisyenlerin notaları mükemmel biçimde tanıma becerisine sâhip oldukları düşünülmektedir.

Nöronal işlem hızı yenidoğan döneminde erişkin dönemdekine göre oldukça düşüktür, 1-2 yaşlarından itibaren hızla artar. En yüksek işlem hızına 15 yaşında ulaşılır. Bu hız artışı myelinizasyon (sinir hücrelerini çevreleyen kılıf oluşumu) ile olur. Sinaptik bağlantı sayısı ise 1-2 yaş civarında en yüksek düzeye ulaşır ve zamanla budanmalarla bu sayı ergenlik döneminde 2/3’üne iner. Anne karnından ikinci yaşın sonuna kadar beyin gelişimi beslenme düzeyine oldukça hassastır. Oldukça yetersiz beslenen bebeklerin beyin hacimleri daha küçük kalır. Dendrit gelişimi, myelinizasyon ve glia dokusu (sinir hücrelerini destekleyen beyin dokuları) oluşumu yetersiz olur. bu çocukların zekâ düzeyleri, dil becerileri, genel öğrenme kapasiteleri düşük kalır. İlk altı ayda anne sütü ile beslenme gerekli tüm (bazı vitaminler, demir hariç) besinlerin alınmasına yeterli olur. Demir eksikliği ve buna bağlı anemi oluşması da bilişsel işlevlerin gelişimini olumsuz etkiler. İlk iki yaşta gerçekleşen hızlı myelinizasyon nedeniyle bebekler günlük besinlerinde yüksek oranda yağ içeren gıdalara ihtiyaç duyarlar. İlk yılda anne sütü, birinci yaş gününden sonra da inek sütü yağ oranı ve protein ihtiyaci için oldukça uygun besinlerdir. İkinci yaş günü sonrasında günlük diyetteki yağ oranı %50’den %30’a düşürülebilir.

KAYNAKLAR

Altman J, Bayer SA (1997) Development of the cerebellar system in relation to its evolution, structure, and functions. USA, FL: Boca Raton, CRC Press.

Arad I, Durkin MS, Hinton VJ, Kuhn L Chiriboga C, Kuban K, Bellinger D (2002) Long-term cognitive benefits of antenatal corticosteroids for prematurely born children with cranial ultrasound abnormalities. Am J Obstet Gynecol; 186: 818-825.

Ardeleanu A, Strerescu N (1978) RNA and DNA synthesis in developing rat brain: hormonal influences. Psychoneuroendocrinol; 3: 93-101.

Berrebi AS, Fitch RH, Ralphe DL, Denenberg JO, Friedrich VL Jr, Denenberg VH (1988) Corpus callosum: region-specific effects of sex, early experience and age. Brain Res; 438: 216-224.

Bruschettini M, van den Hove DLA, Gazzolo D, Steinbusch HWM, Blanco CE (2006) Lowering the dose of antenatal steroids: The effects of a single course of betamethasone on somatic growth and brain cell proliferation in the rat. Am J Obstet Gynecol; 194: 1341-1346.

Castellanos FX, Giedd JN, Berquin PC, Walter JM, Sharp W, Tran T, et al (2001) Quantitative brain magnetic resonance imaging in girls with attention-deficit/hyperactivity disorder. Arch Gen Psychiatry; 58: 289-295.

Chugani, H (1998). Biological Basis of Emotions: Brain Systems and Brain Development. Pediatrics, Vol. 102 No. 5.

Cicchetti D, Cannon TD (1999). Neurodevelopmental processes in the ontogenesis and epigenesis of psychopathology. Developmental Psychopathology, 11, pp. 375-393

Cynader MS, Frost BJ (1999). Mechanisms of brain development: Neuronal sculpting by the physical and social environment in D. Keating and C. Hertzman (Eds.) Developmental Health and the Wealth of Nations. New York: The Guilford Press, pp. 153-184.

Eisenberg L (1999). Experience, brain, and behavior: the importance of a head start. Pediatrics, May, 103(5 Pt 1):1031-5.

Fox NA (1998). Temperament and regulation of emotion in the first years of life. Pediatrics, Nov, 102(5);1230-34.

Giedd JN (1994) Quantitative morphology of the corpus collosum in attention deficit hyperactivity disorder. Am J Psychiatry; 151: 665-669.

Gopnik A (1999), Meltzoff, A.N., Kuhl, P.K. The Scientist in the Crib: Minds, Brains and How Children Learn. New York: William Morrow and Co., Inc.

Gould E, Tanapat P (1999) Stress and hippocampal neurogenesis. Biol Psychiatry; 46: 1472-1479.

Halfon N, Shulman E and Hochstein M (2001). Brain Development in Early Childhood, in N Halfon, E Shulman and M Hochstein, eds., Building Community Systems for Young Children, UCLA Center for Healthier Children, Families and Communities.

Ito Y, Teicher MH, Glod CA, Harper D, Magnus E, Gelbard HA (1993) Increased prevalence of electrophysiological abnormalities in children with psychological, physical, and sexual abuse. J Neuropsychiatry Clin Neurosci; 5: 401-408.

Karabekiroğlu K (2007) Antenatal Endojen ve Eksojen Steroidlerin Fetal Beyin Üzerine Etkileri ve Psikiyatrik Sonuçları. New Symposium. 45(3):99-106.

Kartalcı Ş, Eşel E (2004) Nörosteroidler: psikofarmakolojik ve davranışsal etkileri. Klinik Psikofarmakoloji Bülteni; 14: 38–49.

Levitt JG, Blanton R, Capetillo-Cunliffe L, Guthrie D, Toga A, McCracken JT (1999) Cerebellar vermis lobules VIII–X in autism. Prog Neuropsychopharmacol Biol Psychiatry; 23: 625-633.

Liu D, Diorio J, Tannenbaum B, Caldji C, Francis D, Freedman A, et al, (1997) Maternal care, hippocampal glucocorticoid receptors, and hypothalamic-pituitary-adrenal responses to stress. Science; 277: 1659-1662.

Loeber RT, Sherwood AR, Renshaw PF, Cohen BM, Yurgelun-Todd DA (1999) Differences in cerebellar blood volume in schizophrenia and bipolar disorder. Schizophr Res; 37: 81-89.

Loeber RT, Cintron CM, Yurgelun-Todd DA (2001) Morphometry of individual cerebellar lobules in schizophrenia. Am J Psychiatry; 158: 952-954.

Matthews SG (2000) Antenatal glucocorticoids and programming of the developing CNS. Pediatr Res; 47: 291-300.

Matthews K, Dalley JW, Matthews C, Tsai TH, Robbins TW (2001) Periodic maternal separation of neonatal rats produces region- and gender-specific effects on biogenic amine content in postmortem adult brain. Synapse; 40: 1-10.

Meaney MJ, Stewart J, Beatty WW (1981) The effects of gluococorticoids during the neonatal period on the development of social play in juvenile rats. Horm Behav; 16: 475-491.

O'Connor TG, Rutter M, Beckett C, Keaveney L, Kreppner JM (2000). The effects of global severe privation on cognitive competence-extension and longitudinal follow-up. Child Development v71, n2 (March-April): 376

Patel PD, Lopez JF, Lyons DM, Burke S, Wallace M, Schatzberg AF (2000) Glucocorticoid and mineralocorticoid receptor mRNA expression in squirrel monkey brain. J Psychiatr Res 2000; 34: 383-392.

Sameroff AJ (1998). Environmental risk factors in infancy. Pediatrics, Nov, 102(5);1287-92.

Sapolsky RM, Meaney MJ (1986) Maturation of adrenocortical stress response: neuroendocrine control mechanisms and the stress hyporesponsive period. Brain Res Rev; 11: 65-76.

Sapolsky RM, Uno H, Rebert CS, Finch CE (1990) Hippocampal damage associated with prolonged glucocorticoid exposure in primates. J Neurosci; 10: 2897-2902.

Sapolsky RM (1996). Why stress is bad for your brain. Science, Aug 9, 273(5276):749-50.

Shonkoff JP, Phillips DA (2000) (Eds.) From Neurons to Neighborhoods: The Science of Early Childhood Development. Committee on Integrating the Science of Early Childhood Development, Board on Children, Youth, and Families, (Chapter 8, The developing brain).

Uvnas-Moberg K (1998) Oxytocin may mediate the benefits of positive social interaction and emotions. Psychoneuroendocrinol; 23: 819-835.

Yazgan MY, Wexler BE, Kinsbourne M, Peterson B, Leckman JF (1995) Functional significance of individual variations in callosal area. Neuropsychologia; 33: 769-779.


Dr. Koray Karabekiroğlu


En iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenir... Türkçe Anasayfa English Home Page
Bu sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı Dr. Koray Karabekiroğlu'na ait olup; kendisinden Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre yazılı izin alınmadan söz konusu yazıların herhangi bir bölümü veya tamamı iktibas edilemez veya herhangi bir usul ile çoğaltılamaz. Kaynak göstermek ve bilimsel kurallara riayet edilmek kaydı ile alıntı yapılması mümkündür.

Çocuk ve Hayat üzerine her şey için tıklayın

Web sitesi: Koray Karabekiroglu