Türkçe English

Çocuk İstismarı ve İhmali

Çocuk istismarı ne demektir?

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre (1985) “çocuğun sağlığını, fizik gelişimini, psikososyal gelişimini olumsuz yönde etkileyen, bir yetişkin, toplum veya ülke tarafından bilerek ya da bilmeyerek yapılan davranışların tümü” çocuk istismarı olarak kabul edilir. İstismarın türleri şunlardır:

  • Fiziksel istismar

  • Duygusal istismar

  • Cinsel istismar

  • İhmal

    Özellikle zeka geriliği olan çocuklar, özel ihtiyaçları olan çocuklar, davranım problemleri olan çocuklar, prematüre doğmuş, yeni doğan döneminde hasta olan ya da herhangi bir nedenle gecikmiş ebeveyn-çocuk ilişkisi yaşamış olan çocuklar, bebeklik ya da çocukluğun bazı davranışlarını gösteren çocuklar (sürekli ağlama, parmak emme...) istismara daha fazla maruz kalmaktadır.

    Çocuğun sağlıklı büyüme ve gelişmesi için gereksinimi olan bir eylemin atlanması, yapılmaması “çocuk ihmali” olarak tanımlanabilir. 1988’de Ulusal Çocuk istismar Merkezi tarafından çocuğun duygusal ihmali şu şekilde tanımlanmıştır. “Ebeveynin çocuğa karşı uygun olmayan bakma, büyütme tutumları ve yetersiz duygusal aktarımda bulunması, çocuğun anne babası arasında olan karı-koca istismarına tanık olması, çocuğun ilaç, alkol kötüye kullanımına izin verilmesi, çocukta görülen davranış sorunları için gerekli psikolojik yardım ve desteğin alınmaması” çocuk istismarıdır.

    Cinsel istismar nedir?

    Çocuk ve ergenlerde cinsel kötüye kullanım, bir erişkinin cinsel arzu ve gereksinimleri için çocuk veya ergeni cinsel bir nesne olarak kullanması şeklinde tanımlanmaktadır.

    Tahminlere göre kızların %20'si, erkeklerin %9'u çocukluk ve ergenlik döneminde uygunsuz cinsel davranışlara maruz kalmaktadırlar. Gerçek oranlar, rapor edilenlerden çok daha yüksektir. Amerika Birleşik Devletleri’nde her 5 cinsel istismardan sadece birinin bildirildiği düşünülmektedir. Çocuk ve gençlerde cinsel kötüye kullanım ülkemizde de sanıldığının aksine çok yüksek oranlardadır. Cinsel kötüye kullanımda çocuk için birçok risk etmeni söz konusudur. Ancak bunlar arasında en önemli rol oynayan ailesel etmenlerdir.

    Çalışmalarda, cinsel kötüye kullanıma güvenli ailesel bağı olmayan bireylerde daha sık rastlandığı gösterilmiştir. Zayıf anne-baba-çocuk ilişkisi, anne ve baba arasındaki zayıf ilişkiler, koruyucu anne ve babanın bulunmayışı cinsel taciz riskini artırmaktadır. Aynı şekilde çocukta bir psikiyatrik bozukluğun bulunması (zeka geriliği gibi) çocuğun cinsel kötüye kullanım riskini artırmaktadır. Cinsel kötüye kullanım genellikle aşamalı olarak gelişmektedir. Taciz yapan ilk önce arkadaşça ve dostça davranmakta, sonrasında baştan çıkarma aşaması ile devam etmekte, daha sonra ise sessizce zorlama ve baskı başlamaktadır.

    Cinsel tacize uğramış çocuklarda cinsel örselenmeye uyum sağlama sendromu

    (child sexual abuse accommadition syndrome) gözlenebilmektedir. Bu sendromda sırasıyla şu aşamalar gerçekleşir:

    (1)Başlangıçta cinsel kötüye kullanım olayını gizleme söz konusudur. Bu durum, cinsel tacizi yapanın "bu bizim sırrımız, kimseye söyleme!" tarzında yaklaşımı veya tehdidi, çocuğun çevrenin kendisine inanmayacağı endişesi, aile içi bir taciz ise ailenin dağılması endişesi gibi birçok nedenlerden kaynaklanabilmektedir.

    (2)Bundan sonraki aşamada çocuk kendini çaresiz hisseder.

    (3)Daha sonrasında çocuk kendini hapis olmuş hisseder ve sonrasında duruma göreceli uyum sağlar.

    (4)Zamanla çocuk veya ergen gücünü toplayarak gecikmiş, çelişkili, içinde bizi ikna edemeyen itirafı gerçekleşir.

    (5)Sonrasında tekrar geri çekilme, hiçbir şey olmamış gibi davranma sergilenir.

    (Kaynak: GATA Çocuk Psikiyatrisi web sitesi)

    Cinsel istismar sonrası çocuk ve ergendeki davranışsal değişiklikler nelerdir?

    Yapılan çalışmalarda cinsel tacize uğramış çocukların daha sık cinsel davranışlar gösterdiği belirtilmektedir. Bu çocukların yaşına uygun olmayan cinsel davranışlar, teşhircilik, baştan çıkarma veya oyunlarında cinsel içeriğin olması, erişkin veya diğer genç çocuklarla daha sık cinsel ilişkiye girme davranışları gösterdikleri tespit edilmiştir. Cinsel tacize uğramış çocuklar anksiyete ve depresyon belirtileri, korku, bedensel yakınmalar, uyku örüntüsü değişiklikleri ve kabuslar tarzında sorunlar yaşayabilir. Cinsel kötüye kullanıma uğramış erkek çocuklarda en sık görülen davranış tepkisi, saldırgan davranışların gelişimi şeklindedir. Erkek çocuklarda davranım bozukluğunun belirtileri de sıklıkla gözlenmektedir. Kızlarda gözlenen en sık davranış tepkisi ise, intihar ve kendine zarar verme davranışlarıdır. Kendine zarar verici davranışlar genellikle vücudunda sigara söndürme, bileğini kesme ve intihar girişimleri gibi davranışlar şeklinde kendini göstermektedir. (Kaynak: GATA Çocuk Psikiyatrisi web sitesi)

    Çocuk ve ergenlerde cinsel istismarı önlemek için ne yapmak gerekir?

    Çocuklara cinsel organları yaralandığı ya da hastalandığında, yalnız doktorların veya ana babalarının dokunabileceği öğretilmelidir. Rahatsız olacakları herhangi bir biçimde, kendilerine dokundurtmama hakkına sahip oldukları öğretilmelidir. Cinsel yönden istismara kalkışan biriyle karşılaştıklarında oradan hemen uzaklaşmaları öğretilmelidir. Cinsel istismara uğramaları halinde, hiç bir zaman bunun kendi suçları olmadığı öğretilmelidir. Cinsel organlarına dokunan bir büyük ile ilgili "sır" saklamamaları öğretilmelidir.

    Türkiye’de aile içi şiddet çocuk istismarı ne boyuttadır?

    Aile içi şiddet ve çocuk istismarı maalesef pek çok ülkede de olduğu gibi Türkiye’de de oldukça yaygın ve önemli bir sorundur. Yaşanan şiddet ve istismarın çok büyük bir bölümü gizli kalmaktadır.

    Türkiye’de 2005 yılı verilerine göre son 5 yılda, haklarında koruma kararı alınan ve Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nda barınan toplam 14.398 çocuğun 2.678’i (%18,6’sı) anne-babası tarafından ihmâl ve/veya istismar edilmiş çocuklardır.

    Öte yandan, toplumun önemli bir kısmı pek çok davranışı şiddet ve istismar içermesine rağmen olağan ve hattâ gerekli olarak görmektedir. Örneğin, eşler arası dayak, annebabanın çok küçük yaştan itibaren bebeğine karşı fiziksel güç kullanımı, sözel ve duygusal aşağılama, vb. oldukça yaygındır. Şiddet ve istismar ortamında büyüyen çocuklarda en sık görülen duygusal ve davranışsal problemler arasında davranım sorunları, kaygı bozuklukları ve özgüven eksikliği sayılabilir.

    Süreğen yoğun şiddet ortamı çocuğun aşırı dürtüsel davranış tepkileri geliştirmesine ve çözüm üretme yöntemi olarak -model olarak gördüğü- şiddeti kullanarak kendini savunmaya çalışmasına ya da öğrenilmiş çaresizlik duygusu içinde içine kapanmasına ve sosyal izolasyon geliştirmesine yol açabilir. Çocuk ve gençlerde cinsel kötüye kullanım ülkemizde de sanıldığının aksine çok yüksek oranlardadır. Cinsel kötüye kullanımda çocuk için birçok risk etmeni söz konusudur. Ancak bunlar arasında en önemli rol oynayan ailesel etmenlerdir. Çalışmalarda, cinsel kötüye kullanıma güvenli ailesel bağı olmayan bireylerde daha sık rastlandığı gösterilmiştir. Zayıf anne-baba-çocuk ilişkisi, anne ve baba arasındaki zayıf ilişkiler, koruyucu anne ve babanın bulunmayışı cinsel taciz riskini artırmaktadır. Aynı şekilde çocukta bir psikiyatrik bozukluğun bulunması (zeka geriliği gibi) çocuğun cinsel kötüye kullanım riskini artırmaktadır. Cinsel kötüye kullanım genellikle aşamalı olarak gelişmektedir. Taciz yapan ilk önce dostça davranmakta, sonrasında baştan çıkarma aşaması ile devam etmekte, daha sonra ise sessizce zorlama ve baskı başlamaktadır. Yapılan çalışmalarda cinsel tacize uğramış çocukların daha sık cinsel davranışlar gösterdiği belirtilmektedir. Bu çocukların yaşına uygun olmayan cinsel davranışlar, teşhircilik, baştan çıkarma veya oyunlarında cinsel içeriğin olması tespit edilmiştir.

    Cinsel tacize uğramış çocuklar anksiyete ve depresyon belirtileri, korku, bedensel yakınmalar, uyku bozuklukları ve kabuslar, vb. sorunlar yaşayabilir.

    Çocuklara karşı uygulanan şiddet ve istismarı önlemek için ne yapılmalı?

  • Çocuklarda cinsel istismarı önlemek için çocuklara cinsel organları yaralandığı ya da hastalandığında, yalnız doktorların veya ana babalarının dokunabileceği öğretilmelidir. Rahatsız olacakları herhangi bir biçimde, kendilerine dokundurtmama hakkına sâhip oldukları öğretilmelidir.

  • Cinsel yönden istismara kalkışan biriyle karşılaştıklarında oradan hemen uzaklaşmaları öğretilmelidir.

  • Cinsel istismara uğramaları halinde, hiç bir zaman bunun kendi suçları olmadığı öğretilmelidir.

  • Cinsel organlarına dokunan bir büyük ile ilgili "sır" saklamamaları öğretilmelidir.

  • Öte yandan, aile içi şiddeti ve çocuk istismarını önlemek için yasal düzenlemeler yapmak ve toplumsal tedbirleri hayata geçirmek de gereklidir.

    Sosyal hizmetler, sağlık kurumları, savcılıklar, eğitim kurumları, vb. tüm aktörlerin bilinçlenmesi ve üzerine düşeni yapması gereklidir. Yapılabilecek çalışmalardan biri, örneğin mecliste bir Araştırma Komisyonu kurularak çocuk fuhuşu, çocuk pornosu ve cinsel istismar konularında durum tespiti yapmak olabilir (Polat, 2001).

    Okullara cinsellik eğitimi dersi koymak ya da bu konudaki dersleri kuvvetlendirmek ve bunu yaparken çocuk haklarını olduğu kadar ebeveynlerin, vasilerin ya da yasal olarak çocuğa bakmakla yükümlü diger kişilerin haklarını da göz önünde tutarak, insan hakları ve bireyin onuruna saygıyı ve kadın-erkek eşitliğini özellikle vurgulamak önemlidir.

    Aile içi şiddet ve istismar kurbanlarının topluma yeniden entegre olabilmeleri amacıyla psikolojik, tıbbi, sosyal ve idari desteğin yanısıra, haklarıyla ilgili bilgilerden yararlanabilecekleri kabûl merkezleri ya da başka kuruluşlar kurmak ya da geliştirmek gereklidir. Bunların dışında alınması gerekli tedbirler şunlar olabilir:

    (1) Emniyet güçleri bu konuda bilgili ve donanımlı eleman yetiştirmelidir,

    (2) Valiliklerin ilin yapısına uygun stratejilerle soruna etkin yaklaşımları gereklidir,

    (3) Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’nun bu konuda model geliştirmesi ve ülkemize uygun hizmet modellerini hizmete sokması gerekmektedir.

    KAYNAKLAR

    Groves, B.M. (1999). Mental health services for children who witness domestic violence. The Future of Children, 9, 122–132.

    Huth-Bocks AC, Levendosky AA, Theran SA, Bogat GA (2004). The impact of Domestic Violence on Mothers’ Prenatal Representations of Their Infants. Infant Mental Health Journal, 25(2): 79-98.

    Mullen PE, Martin JL, Anderson JC, Romans SE, Herbison GP: Childhood sexual abuse and mental health in adult life. Br J Psychiatry 1993;63:721-732.

    Osofsky, J. (1999). The impact of violence on children. The Future of Children, 9, 33–49.

    Polat O (2001). Çocuk ve Şiddet, Der Yayınları. İstanbul: 61:209-262

    Zeanah, C.H., Danis, B., Hirshberg, L., Benoit, D., Miller, D., & Heller, S.S. (1999). Disorganized attachment associated with partner violence: A research note. Infant Mental Health Journal, 20, 77–86.


    Dr. Koray Karabekiroğlu


  • En iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenir... Türkçe Anasayfa English Home Page
    Bu sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı Dr. Koray Karabekiroğlu'na ait olup; kendisinden Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre yazılı izin alınmadan söz konusu yazıların herhangi bir bölümü veya tamamı iktibas edilemez veya herhangi bir usul ile çoğaltılamaz. Kaynak göstermek ve bilimsel kurallara riayet edilmek kaydı ile alıntı yapılması mümkündür.

    Çocuk ve Hayat üzerine her şey için tıklayın

    Web sitesi: Koray Karabekiroglu