Türkçe English

Psikiyatride Etik ve Ahlak

Bu yazıda etik, ahlak kavramlarının psikiyatri özelinde ne anlama gelebileceğine değinmek amaçlanmıştır. Psikiyatri özelinde etik ikilemlere çeşitli örnekler verilebilir.

Örnek 1. Babası tarafından cinsel istismara uğradığını ilk kez doktoruyla (sizinle) paylaşan ergen, bunu kimseye anlatmamanızı istiyor. Annem ya da babam duyarsa beni öldürür diyor. Eğer anlatırsanız bir daha size gelmem diye de ekliyor…
Hukuken bildirmek zorundasınız, ama öncelikle gencin güvenliğini sağlamalısınız. Ne yaparsınız?
Ne yapmalı?

Örnek 2. “Depresif belirtileri olan, aşırı öfkeli, işitsel halüsinasyonları olan ve intihar niyetinden söz eden” bir ergeni hastaneye yatırmak istiyorsunuz ve ilaç tedavisi öneriyorsunuz. Kendisi ve ailesi ise durumun çok ciddi olmadığını düşünüyor. Hastaneye yatışı ve ilaç tedavisini reddediyor.
Ne yaparsınız?
Ne yapmalı?

Örnek 3.Bir ilaç firması sizi uluslar arası kongreye götürmeyi (sponsor olmayı) teklif ediyor. Ama bu durumu kimseyle (meslektaşlarınızla) paylaşmamanızı rica ediyor…
Ne yaparsınız?
Ne yapmalı?

Örnek 4.Bilimsel olarak kanıtlanmamış tedavi yöntemlerini (ör, Nörofeedback, Berard, Duyu-bütünleme, Ozon terapisi, muska, Play Attention, probiyotikler, hacamat, hipoterapi,vb.) uygular mısınız?

Maalesef yaşanabilen diğer etik sorunlar arasında;

  • Araştırma etik kurallarına uymamak;
  • Nörogörüntüleme/ tetkik için yüzde almak,
  • Eğitim kurumuna yönlendirmede kişi başı komisyon,
  • Meslektaşlarınızın arkasından konuşmak,
  • Hastalarınızla/ailesi ile sınır aşmak,...


    Etik ve Ahlak konusu aslında neyin doğru, neyin yanlış, neyin iyi ve neyin kötü olduğunu söylemek değil, bunu söylerken neyi ölçüt alabileceğimizi söylemektir. Biliyoruz ki, doğrular, iyiler görecelidir çoğu zaman. Binlerce yıldır da bu konu insanların zihnini öeşgul etmekte...

    Yunanca ethos, karakter; ethe, ise sığınak anlamına geliyor. Latince mores, ise töre, karakter anlamındadır. Cicero moralis, sözcüğünü kullanmış. Felsefe tarihinde öne çıkan kavramlara baktığımızda özetle;

    Mutluluk etiği: Demokritos (eudaimonia, ataraksiya)
    Ör; Demokritos:
  • Patheyi bastır (duygulanımları yen).
  • Korkuya, kaygıya, boş kuruntuya, tutkuya izin verme.
  • Ölçülü ve sakin ol.
  • Temaşanın tadını çıkar.
  • Aklı ve düşünceyi geliştir.

    Haz etiği: Sofistler, Kyrene okulu, Epiküros
    Faydacılık: J. Bentham, JS. Mill Bentham: En büyük mutluluk ilkesi. JS Mill, sadece nicelik değil, nitelik de!

    Erdem etiği: Sokrates, Aristoteles, Platon, Kinikler.
    Yeni çağda: MacIntyre
    Sokrates: Kötülük bilgisizlikten gelir. Haksızlık etmektense, haksızlığa uğramayı yeğlerim. İyi ve mutlu bir yaşam için; ölçülü ol, dost edin, yasalara uy.
    Kinikler: Erdem! İhtiyaçları azalt (ör. Diyojen). Mutluluk haz karşısında bağımsızlaşmaktır.
    Stoa: Dosdoğru ol. Kendi doğana uygun yaşa (Kathekon; ödev ahlakı).
    Descartes, Stoacılar: adalet, bilgelik, cesaret, ölçülülük.
    Aristo: Erdemler alışkanlıkla kazanılır.

    Ödev etiği: Kant, Fichte, Schelling, dinler
    Duygu etiği: Hutcheson & Shaftesbury, Hume
    Değerler etiği: M. Scheler, N. Hartmann, I. Kuçuradi
    META-ETİK (kuramsal yaklaşım)
    UYGULAMALI ETİK (ör, genetik müdahale, ötanazi, kürtaj, ölüm cezası, vb.
    Reichenbach, Ayer, Carnap: Etik felsefe dışı tutulmalıdır.
    Max Scheler, fenomenoloji geleneği içinde yer alır. Değerleri bilinç edimleri (aktları) olarak görür. Değerler üçe ayrılır: kişi (ahlak), vital (sağlık), şeylerin değeri (estetik).
    N. Hartmann, değerleri ontolojik açıdan kendi başına varlık olarak ele alır. Değerşer sezgisel olarak kavranır. Bazıları "değer körlüğü" yaşar.
    I Kuçuradi: Antropolojik açıdan ele alır. Gnosiolojizmi, insani bağlamdan koparılmayı eleştirir.
    Kuçuradi dört etik ilişkisi tanımlar:
    (1) kişi ile kişi arasında;
    (2) kişi ile bir insansal durum arasında;
    (3) yargıcın etik ilişkisi;
    (4) kişinin kendisiyle ilişkisi.

    Frankena, metaetik: İyi-kötü, doğru-yanlış nasıl tanımlanır?
    Eylem, vicdan, irade, niyet, sorumluluk, akıl, vb. nedir?
    G. Hardin, Cankurtaran Sandalı Etiği: Kimseyi alma.
    Peter Singer, Uygulamalı Etik ile itiraz eder. En fazla insanın mutluluğu hedeflenmelidir.
    Thomas Pogge: Dünyada Yoksulluk ve İnsan Hakları
    Hans Jonas: Sorumluluk İlkesi (çevre, vb.)
    Habermas ve Apel: Diskurs (müzkaere ve tartışma) etiği
    Z. Bauman: Postmodern Etik (minimalist bir ahlak)


    Ahlaki Gelişim

    Çocuk ve Ergenlerde Ahlaki Gelişim Yazısı için tıklayınız.

    Ahlak gelişimi alanında literatürde yer alan bilgiler çoğunlukla Piaget ve Kohlberg’in kuramlarına dayanmakta; Gilligan ve Turiel gibi kuramcıların ahlak gelişimine yaptıkları klasik kuramlar kadar net bilinmemektedir. Piaget, ahlak gelişiminde “dışabağımlı evre” ve “özerk evre” olmak üzere iki evreli bir gelişimsel eğilim önerdi.

    Dışa Bağlı Dönem: Ahlak gelişiminde 10 yaşına kadar olan dönemdir. Çocuk kuralların değişmezliğine inanmaktadır. Kurallara uymayanların otomatik olarak cezalandırılması gerektiğini düşünür. Kayıtsız şartsız otoriteye uyma söz konusudur. Bu dönemde çocuğa ebeveyni ve diğer yetişkinler tarafından ne yapması gerektiği söylenir. Kurallara uyulmamasının doğal sonucunun cezalandırılmak olduğuna inanır. Yargı, sadece sınırlı olarak gözlenen gerçeklere dayanır ve kural ihlalinde ceza otomatik olarak verilmelidir. Davranışın gerisindeki nedenler dikkate alınmaz. Böyle bir mantık çocukların, kuralların kesin ve değişmez olduğuna inanmalarına neden olur.

    Özerk Dönem: 11yaş ve üzerinde çocukların yaptıkları görelik kazanmaya başlar. İçindeki koşullan dikkate alarak değerlendirme yapan çocukların değer 'yargılan esneklik gösterir. Bu döneme geçen çocuklar başkalarından çok kendi yaptıklarını değerlendirmeye uygun davranır. Bir davranışın iyi ya da kötü olduğuna karar verirken davranışın altında yatan niyet önemlidir. Sonuç olarak Piaget, ahlaki gelişimle bilişsel gelişim arasında bir paralellik kurmuş, soyut işlemeler dönemine ilerledikçe, çocukların dışa bağlı dönemden özerk döneme doğru geçtikleri ifade etmiştir.

    Kohlberg ise kuramını Piaget’in zihin gelişimi alanında ortaya koyduğu evreler üstüne inşa etti. Kohlberg’e göre, ahlaki akıl yürütme, bilişsel gelişime dayanır. Sosyal bakış açısı da önemlidir. Ahlaki gelişim evreleri de evrenseldir, hiyerarşik bir yapılanma gösterir. Her evrenin bir iç tutarlılığı vardır. Her evre bir öncekinin üzerine inşa edilir. Sırayla ilerlemek zorundadır ama evreler keskin sınırlarla yaşa bağlı değildir. Sonraki dönemlerde diğer araştırmacılar tarafından farklı kültürlerde yapılan çalışmalar, özellikle ilk 4 evrenin Kohlberg’in belirttiği şekilde ilerlediğini, 5. ve 6. evrenin kültüre çok bağımlı olduğunu göstermiştir.

    Kohlberg’in kuramına eleştiri yönelten kuramcıların başında Carol Gilligan gelmektedir. Gilligan’ a göre, araştırmalar hak ve adalet (erkeksi ideal) üzerine çok fazla, bakım ve karşılık vericilik (kadınsı ideal) üzerine çok az vurgu yapmış. Ona göre ahlaki konularda kadınlar başkalarının bakım ve korunmasını göz önünde bulundurmaya erkeklerden daha çok eğilimlidirler. Gilligan söz konusu farklılığı “bakım ahlakı” ve “adalet ahlakı” modelleri ile açıklamıştır.

    Gilligan, “Bakım ahlakı 3 gelişim evresinden geçer:
    Birinci evre, kişinin kendi ihtiyaçlarına odaklandığı evre
    İkinci evre kişinin kendisini feda ettiği ve başkalarının isteklerini merkeze aldığı evre
    Üçüncü evre ise kişinin kendisinin ve başkalarının ihtiyaçları arasındaki dengenin kurulabildiği evredir

    Elliot Turiel (d. 1938, Yunanlı Psikolog). Turiel, ahlak gelişimine farklı bir bakış açısından yaklaşmış ve daha çok sosyal yaşamla ahlaki düşünce arasındaki ilişkilere odaklanmıştır. Öncüsü olduğu Toplumsal Alan Kuramı, ahlak anlayışını toplumsal yaşam içerisinde değerlendirmiş ve “toplumsal gelenek” ile “ahlaki yargı” arasında farklılık olduğu gerçeğini vurgulamıştır. Toplumsal Alan Kuramı (Eliot Turiel), ahlaki değerlendirmeler boyutunda Kohlberg’in genel/küresel görüşlerinden daha fazla bağlamsal çeşitlilikler bulunmaktadır. Bu kuram bazı noktaları vurgular:
  • Daha zengin bir toplumsal yaşam, farklı bakış açıları ile karşılaşma ve ahlaki içgörü türetilmesini arttırır.
  • Ebeveynleri ile ahlaki konuşmalara giren, olumlu toplumsal davranışı özendiren, Başkalarına karşı saygılı ve adil davranılmasına ısrar eden, Duyarlı, dinleyici, Destekleyici, akılcı sorular soran… ailelerin çocuklarında ahlak gelişimi daha ileridir.
  • Ahlaki akıl yürütme geç ergenlik ve erken erişkinlikte yalnızca bir kişi okulda kaldığı sürece ilerlemektedir. Eğitim seviyesi ile ahlaki akıl yürütme seviyesi doğru orantılıdır. Yüksek eğitimliler daha farklı toplumsal sorun ve konularla tanışır
  • Kültürel özellikler önemlidir, örnek; Asyalılar, başkalarına karşı sorumluluklara batılılardan daha fazla ağırlık verirler. Doğu Hindistanlılar için benlik ve toplumsal çevre birbirinden ayrılamaz.
  • Çoğu insanın ahlaki değerleri, yargıları ve davranışları dinsel inançlarının derinliklerine kök salmıştır. Dinsel katılım sorumlu toplumsal ve akademik davranışı özendirir, yanlış davranış için cesaret kırıcı olur. Ancak, katı inançların olduğu mezheplerde bireyselliğin bastırılması ve kişinin toplumdan yalıtılması ahlaki olgunluğu olumsuz etkiler.



    Tıbbi Etik

    Türkiye’de 1219 sayılı Kanuna göre, tıp ahlakını uygulama görevi Türk Tabipleri Birliği’ne verilmiştir.

    Temel İlkeler:
  • Primum non nocere (önce zarar verme)
  • Kişilik haklarına ve özerkliğine saygı
  • Tıbbi girişimde yararlılık ilkesine uyum
  • Adaletli
  • Hakkaniyetli
  • Dürüst

    Psikiyatrik Etikte Anahtar Kavramlar
  • değerler,
  • çocuk hakları,
  • sır saklama,
  • vicdan,
  • yansızlık,
  • topluma karşı ödevler,
  • kültürel farklar,
  • aile ilişkileri normları,
  • anababalık sorumlulukları,
  • birey mi toplum mu?
  • mağduriyet, koruma,
  • ceza ehliyeti
  • irade, suça sürüklenme,
  • …

    Sinirbilimlerle ilgili yasal, sosyal ve etik sorunlar, sinirbilim etiği (neuroethics) disiplini altında tartışılmakta ve farklı bir çok uzmanlık alanından bilim adamları, günümüzde yaşanan ve gelecekte ortaya çıkması beklenen sorunlarla ilgili çözüm önerileri geliştirmektedirler. Sinir bilimlerle ilgili çalışmaların diğer tıbbi çalışmalardan farkı, bireyin kişiliğinin en özgün parçasını oluşturan ve onu birey yapan temel dinamikleri oluşturan beyin ve onun işlevleri üzerinde çalışmaların yürütülmesidir. Beyin söz konusu olduğunda, bireye özgü bilinçlilik, merhamet duygusu, zeka, merak, dürüstlük ve bunların ötesinde bir sürü gizemli nitelik söz konusudur. Beynimizin, kişiliğimizin organı olduğu asla unutulmamalıdır.

    İlaç ( Psikofarmakolojik) Araştırmaları ile İlgili Etik Sorunlar

    Psikofarmakolojik çalışmaların ortaya çıkardığı etik sorunları güvenlik/güvenilirlik ile ilgili kaygılar, sosyal kaygılar ve felsefik kaygılar olmak üzere üç başlık altında inceleyebiliriz.
    (1) Birincisi güvenlik kaygılarından kaynaklanmaktadır. Bu kapsamda yan etkiler ve olası istenmeyen sonuçlar temel tartışma konusudur. Beyin düzleminde ortaya konulan girişimler daha karmaşık sistemlere müdahale olduğundan büyük endişelere ve kaygılara neden olmaktadır
    (2) İkinci etik sorun ise tamamen sosyal kaygılardan kaynaklanmaktadır. Bu kapsamda, bu tür beyin fonksiyonlarını güçlendirici ilaçların toplum yaşamını nasıl etkileyeceği temel tartışma konusudur. Uzun süre çalışma, uykusuzluğa direnç ve neşeli olmayı sağlayan ilaçların kullanılması durumunda, bu ilaçların kullanılması yönünde bireylerin toplumsal ve kurumsal baskı altında kalabilme riski bulunmaktadır. Ruhsal durumu ve motivasyonu güçlendiren tedavilerin, aynı zamanda bir sosyal kontrol aracı olarak kullanılabileceği, diğer bir etik sorundur.
    (3) Üçüncü etik sorun ise felsefik kaygılara dayanmaktadır. Bu kaygıların temel kaynağı insanın değeri ve kendini algılaması ile ilgilidir. İnsanların bireysel gelişimleri, ulvi amaçlar doğrultusunda hareket etmeleri, yaşamda risk alma ve sorun çözme yönünde çaba gösterme süreçlerinden geçerek oluşmaktadır. Bu süreçte bireylerin doğal yetenekleri çeşitli risklerle sınanarak, onların kişilik özelliklerine dönüşmektedir. Bireyler bu süreçte zamanlarını ve çabalarını daha fazla değer atfettikleri işlere yoğunlaştırarak verimliliklerini arttırırlar. Ruhsal durumun ilaçlarla güçlendirilmesi sonucunda meydana gelecek kişilik sorunları ve “benlik” algılaması problemleridir.

    Araştırma Etiği Nuremberg İlkeleri (Nuremberg Code)
  • Araştırmalar için kesinlikle kişinin gönüllü onayı gerekir.
  • Deney toplumun yararı için yapılmalıdır.
  • Araştırma, hayvan çalışmalarına ve hastalığın doğal seyrinin bilinmesine dayandırılmalıdır
  • Araştırma, hiçbir fiziksel yada mentalhasara yol açmamalıdır.
  • Araştırmayı yürüten doktor hariç ölüm veya kalıcı sakatlığa yol açan araştırmalar yapılmamalıdır.
  • Araştırma için alınan risk, araştırma sonucunun insanlığa getireceği yarardan fazla olmamalıdır.
  • Ölüm, sakatlık ve yaralanma olasılığına karşı tüm önlemler alınmalıdır.
  • Araştırma sadece bilimsel açıdan gerekli bilgiye ve tecrübeye sahip kişilerce yapılmalıdır.
  • Denek istediği an araştırmayı sonlandırabilme hakkına sahip olmalıdır.
  • Araştırmayı yürüten kişi deneyin yaralanma, ölüm veya sakatlanma ile sonuçlanacağını öngörürse deneyi durdurmak için hazırlıklı olmalıdır.

    Aşağıdaki bölümde Çağatay Öktenli’nin sunum notlarından yararlanılmıştır.

    “ETİKSİZ BİLİM KÖRDÜR, BİLİMSİZ ETİK BOŞTUR” (Des Jardins)

  • Araştırmacıların en önemli sorumluluklarından birisi “dürüstlük” ya da “bilimsel yayın üretirken ya da yayınlarken dürüst olmak”tır.
  • Öncelikle, araştırmanın yapılabilirliği konusunda yeterince “gerek kurumsal bilgi düzeyi olarak gerekse de teknik olanaklar açısından donanımlı” olunup olunmadığı sorgulanması gereken bir durumdur.
  • Klinik araştırmanın sahibi, klinik materyale “emek” bazında sahip olmak kaydı ile “çalışmayı planlayandır”
  • Çabanın içinde “olmayan” ve klinik materyal bazında “emek harcamamış” olanlar yazımın içinde olmamalıdır
  • Araştırma verilerinin toplanması aşamasında objektiflik, verilerin “müdahalesiz” elde edilmesini zorunlu kılmaktadır. Araştırıcının deney sonuçları ile “oynayarak” ya da hiç deney yapmadan “sağladığı” batılıların “dry-lab” dedikleri yolla edinilmiş sahte veriler etik dışı olarak değerlendirilmektedir
  • İzni olmaksızın bir başkasının basılı materyalini (düşüncelerini, çizimlerini, verilerini vb.) kullanmak çalıntı yapmaktır, bu davranış bilimsel hırsızlık olarak değerlendirilmektedir
  • Orijinal eserin sahibi “fikrin sahibidir”
  • “Deneysel” çalışmaya katılanlar, “fikren” ve “yorum” açısından katkıda bulunanlar ile “yazım” aşamasında katkıda bulunanlarda makalenin sahibi olarak görülebilir
  • Yayına kimlerin adının konacağına çalışmaya emek verenler arasındaki “uzlaşma” sonucunda karar verilebilir

    Bilimsel Yanıltma Biçimleri (TÜBİTAK Yayın Etik Kurulu)
  • Aşırma (Plagiarism)
  • Uydurmacılık (Fabrikasyon)
  • Çarpıtma (Falsifikasyon)
  • Çoklu yayın (Duplikasyon)
  • Bölerek yayınlama (Salamizasyon)
  • Yazarlık hakkı sorunları (Sorumsuz Yazarlık)
  • İnsan-hayvan etiğine saygısızlık
  • Kaynakların taraflı seçilmesi
  • Taraflı yayın (Çıkar çatışması)

    "Bilimsel Yanıltma Biçimleri" detaylı bilgi için Tıklayınız…

    Helsinki Bildirgesi için Tıklayınız…

    Dr. Koray Karabekiroğlu



    Bu sayfayı yazdırmak için burayı tıklayın


  • En iyi 1024x768 çözünürlükte görüntülenir... Türkçe Anasayfa
    Bu sitede yer alan yazıların her türlü yayın hakkı Dr. Koray Karabekiroğlu'na ait olup; kendisinden Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre yazılı izin alınmadan söz konusu yazıların herhangi bir bölümü veya tamamı iktibas edilemez veya herhangi bir usul ile çoğaltılamaz. Kaynak göstermek ve bilimsel kurallara riayet edilmek kaydı ile alıntı yapılması mümkündür.

    Çocuk ve Hayat üzerine her şey için tıklayın

    Web sitesi: Koray Karabekiroglu